Kayıp Aydınlanma... Ve bugün
Yıl 999... Yanlış yazmadım. Yıl 999, yani bundan tam 1027 yıl önce. Birbirinden yaklaşık 400 kilometre uzakta, bugünün Özbekistan ve Türkmenistan sınırları içinde yaşayan iki genç adam mektuplaşmaya başlarlar. Yazışma yaşça büyük olanın, büyükse de sadece 28 yaşındaydı, 18 yaşındaki diğerine bilim ve felsefeye ilişkin birçok konuda bir soru listesi göndermesiyle başlamıştı. Her ikisinin de dört uzun mektup göndermesi ile bu yazışmalar bugünün internet ortamındakine benzer şekilde adeta bir akademik kan davası başlatmıştı.
Başka bir güneş sistemi daha var mı yoksa kainatta yalnız mıyız, diye soruyorlardı. Onlardan 600 sene sonra Giordano Bruno başka gezegenlerin de bulunduğunu söylediği için diri diri yakılacaktı. Bu iki genç adam ayrıca dünyanın bu- günkü haliyle mi yaratıldığını yoksa zaman içinde evrime mi uğradığını sorguluyordu. Bu iki adamdan daha genç olanı İbn-i Sina, diğeri ise Ebu Reyhan el Biruni idi. İki- si de jeolojik evrimi ve hatta 8 asır öncesinden Darwinizmin temel noktalarını sezmişti. İkisi de hiçbir otoritenin karşısında el pençe divan durmuyordu, zira esas olan otorite değil delildi.
Bilim tarihinde geleceğe bu kadar ce- surca sıçrayan çok az sayıda fikir alışverişi vardır ki bu alışveriş bugün üstelik o coğrafyada bir sene evvel gerçekleşmişti. İbn-i Sina’nın temel eserlerinden El-Kanun Fi’t Tıb (Tıbbın Kanunu) Latinceye tercüme edildiğinde Batı’da modern tıbbın başlamasına vesile olmuştu.
Bu bilim insanları ve düşünürler ordusu çalışmalarını bir fanus içinde yürütmüyorlardı. Filozoflar ve din âlimleri en yeni fikirleri tüm ayrıntıları ile tartışıyorlardı. Herkese açık ve entelektüel bir ortam vardı. Aynı zamanda ölümsüz eserler yaratan şairler ve müzisyenler de bu ortama coşku........
