Jean Jaurès’in sosyalizmi

Jean Jaurès’in sosyalizmi, Marksizmi Fransız devrimci ve cumhuriyetçi geleneklerle harmanlar. Jaurès’in sosyalizmi, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ne ve tarihçisi olduğu Fransız Devrimi’ne sürekli atıflarda bulunması nedeniyle sıklıkla “hümanist” olarak tanımlanmaktadır.

Jean-Pierre Rioux daha da ileri giderek onu “sonsuza dek dindar” ilan eder ve şöyle der: “Yoldaşların ve rahip yiyen masonların karşısında, her zaman odanın kürsüsünden güzellik ve uyum Tanrısına olan inancını dile getirecektir.” [...] Jaurès, sosyalizmin kutsal görevine her zaman inanmış ve ona bağlı kalmıştır. 1910’da milletvekillerinin önünde şöyle haykırdı: “Ben Tanrı sözcüğünün korkuttuğu insanlardan değilim. Yirmi yıl önce, doğa ve Tanrı ve aralarındaki ilişkiler ve dünyanın ve yaşamın dinsel anlamı üzerine yazdım; tek bir satırını bile reddetmediğim, düşüncemin özü olarak kalan bir kitap.”


Jean Jaurès, kapitalist yoğunlaşmanın tehlikesi, değer teorisi ve proleter birliğe duyulan gereksinim düşüncesini Marksizmden aldı. Toplumsal koruma yasalarından yanaydı. Ayrıca gönüllü ve sınırlı kolektifleştirmeyi savundu. Özel mülkiyetin yok edilmesini değil, demokratikleştirilmesini istedi ve Albi İşçi Cam Fabrikası gibi kooperatif hareketlerine önem verdi. Komünist olduğunu ileri sürdü.

Bir sosyalist olan Jaurès, sanayi proletaryasının sefaleti ile burjuvazinin toplumsal duyarsızlığı arasındaki karşıtlığı daima karşı çıkıp kınadı. 19. yüzyılda uzun bir süre, ayrıcalıklarını bencilce savunan burjuvazi, 1884’e kadar grev ve sendikalaşma haklarını yasaklayarak proletaryayı........

© Cumhuriyet