Sahte umutlar diyarı
1917 Ekim Devrimi’nin öncüsü ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin kurucusu Vladimir Lenin, emperyalizm kavramını çözümleyen, kapitalizm ile emperyalizm arasındaki ilişkiyi açıklayan ve emperyalizme karşı mücadelenin kuramsal temellerini ortaya atan en önemli düşünürlerden ve yazarlardan birisiydi.
SSCB ve Varşova Paktı yıkılınca, dünyada ABD emperyalizmine karşı mücadele verecek ciddi bir güç kalmadı. Rusya ve Çin bu boşluğu doldurmaya çalışsalar da, her iki ülke de küresel kapitalizmin bir unsuruna evrildikleri için, bu konuda yetersiz kalmaktadırlar. Rusya’nın ve Çin’in ABD’ye karşı mücadelesi, ideolojiden yoksun stratejik temellere dayanmaktadır. Oysa antiemperyalist mücadele, doğası ve tanımı gereği, jeostratejik ve jeopolitik dayanaklara indirgenerek yürütülemez.
Antiemperyalist mücadele konusunda, emperyalizmin ürünü olan İran’daki ve Afganistan’daki teokratik diktatörlüklere umut bağlanması da, acizlikten, zavallılıktan, beceriksizlikten ve emperyalizme karşı doğru dürüst bir örgütlenmenin kurulamamış olmasının itiraf edilmesinden başka bir şey değildir.
Bir zamanlar, sosyalist ve komünist cephede, Vladimir Lenin, Ho Chi Min, Fidel Castro, Che Guevara, Josip Tito, Mao Zedong gibi liderler, halkçı ve merkez sol cephede, Mustafa Kemal Atatürk, Mahatma Gandi, Olof Palme gibi liderler, farklı ölçeklerde de olsa, emperyalizme karşı gerçek ve........
