menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’daki Frankenstein

309 0
07.03.2026

ABD’nin ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları son günlerde hem Türkiye’de hem de dünyada en fazla tartışılan konuların arasında yer alıyor.

Ancak siyasetin hem sağında hem de solunda, görünüşlere aldanan, siyaseti stratejik hesaplardan ibaret sanan ve tarihsel, kavramsal, kuramsal bir bakış açısından uzak kesimler, İran konusunda nesnel bir değerlendirme yapamamaktadırlar.

Her şeyden önce bu savaş, kötülerle iyilerin değil, kötülerle kötülerin savaşıdır. Bu savaşta ABD-İsrail hükümetinin taraftarlığını yapmak da, İran hükümetinin taraftarlığını yapmak da, ahlaken, siyaseten ve hukuken doğru değildir.

ABD’nin ve İsrail’in emperyalist çizgisi, dünyada yol açtığı zulümler, adaletsizlikler, yıkımlar ve sömürüler zaten malum olan şeylerdir.

Ancak dünyadaki tüm İslamcı, köktendinci, laiklik karşıtı ve teokratik yönetimler gibi, İran’daki yönetim ve rejim de, emperyalizmin bir ürünüdür.

1979 yılında İran’daki monarşik düzeni yıkıp, onun yerine teokratik bir düzen kuran Ayetullah Humeyni, onlarca yıl ABD, CIA ve NATO tarafından korunup kollanmıştır.

İran şahı Muhammed Rıza Pehlevi 1963 yılında “Beyaz Devrim” olarak bilinen bir reform sürecini başlattı. Bu çerçevede toprak reformu, çiftçinin toprak mülkiyeti sahibi olması, ruhban sınıfının toprak mülkiyeti........

© Cumhuriyet