Çerçeveli solun ihaneti - Kaan Eroğuz
Neoliberal karşıdevrim süreciyle birlikte dünya solunun içine sürüklendiği sınıf-dışı, kimlik temelli siyaset arayışları, 1980’li yılların başından itibaren sistematik bir saldırıyla solun merkez siyaseti haline getirildi. Post-Marksist eleştirileri içinde barındıran bu siyaset tarzına göre, yeni dönemde işçi sınıfının devrimci rolünü “kaybettiği” ve hatta “ortadan kalktığı” ileri sürüldü. “Yeni toplumsal hareketlerin” aktörleri olarak kabul gören azınlıktaki dinsel ve etnik kimlikler ön plana çıkarılmaya başlandı. Aydınlanma değerleri üzerine inşa edilen solun tüm dayanakları “meta anlatı” denerek yok sayıldı.
Tüm bu sürecin küresel siyasete yansımaları; emek hareketinin bastırılması, serbest piyasacı mantığın kutsanması, kimlik siyasetinin ana akım haline getirilmesi ve solun aydınlanma değerleri ile olan ilişkisinin emperyalizm destekli etnik/dinsel gericilik lehine kopartılmasıyla sonuçlandı.
ÇERÇEVE, LİBERALLER VE SOL
Temel itibarıyla, küresel kapitalist-emperyalist sistemin, 1980 sonrası dünya solunu hapsetmeye çalıştığı “çerçeve” buydu. 20. yüzyılın başından itibaren ABD........
