We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yeni fay hattı: Sığınmacılar!

29 0 0
18.08.2021

Türkiye’nin yakın tarihi, kutuplaşmalar tarihidir. Gerek kendi içinde oluşan çelişkiler gerekse bulunduğu konum gereği dünyadaki gelişmelerin yansıması olarak 10-15 yılda bir değişen ikilemler yaşadık.

Bu kutuplaşmalar özellikle Batı’da “üniter devleti bekleyen tehlike” olarak yorumlandı.

Bir dönem sağ-sol kutuplaşması öne çıktı. Bunun dünya dengeleri açısından da karşılığı vardı. Batı, “komünizm tehlikesine karşı” Türkiye’yi ileri karakol olarak gördü.

Bir dönem Alevi-Sünni kutuplaşması beklendi. Zemini oluşturulmaya çalışıldı. Kahramanmaraş’tan Çorum’a, Madımak’tan Gazi’ye büyük provokasyonlar oldu.

Bir dönem Kürt-Türk kutuplaşması belirleyici oldu. Demokrasinin barometresi bu bakışa oturtulmak istendi.

Bir dönem laik-antilaik kutuplaşması siyasetin göbeğine oturtuldu. Demokrasi barometresi bu açıya çekildi.

Her biri ayrı yazı konusu olabilecek bu kutuplaşmaların hiçbiri Türkiye’nin ortak paydalarını aşamadı. Bir arada yaşama bilinci, çağı yakalama hedefi, ne olursa olsun dünya ile barışık olma anlayışı galip geldi.

1990’lı yıllarda bir Alman gazetesinin başyazısı şunu işliyordu:

“Türkiye’nin etrafındaki üç rejim de çöktü. Lenin’in Sovyetler Birliği, Tito’nun Yugoslavyası, Şah’ın İran’ı. Üç rejim de etnik ve dini sorunları aşamadı. Üçü de 70’li yaşlarda çöktü. Türkiye’de iki sorun da var. Ve Türkiye........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play