Bir İranlıyla sohbet!
Trump’ın bozuk kronometresi her an “bugün 6 Nisan” diyebilir. Devamını da şöyle getirebilir:
“Savaşı bitirmeye karar verdim. Çünkü İran bitmişti. Bitmiş olan bir şey nasıl devam edebilir ki! 6 Nisan’a kadar süre verdimse sürenin dolduğu an 6 Nisan’dır!”
Ertesi gün de herhangi bir Körfez ülkesini İran’la çatıştırıp “Benden yardım istiyorlar. Savaşın maliyetini de üstlenecekler” çıkışıyla daha vahşi bir dönemi başlatabilir!
Aklımıza kara mizah anlatımları geliyor ama dünyanın karşı karşıya kaldığı belirsizlik kaygı verici...
Trump Amerika’da, Çin’le rekabette her şeyi göze almış bir karar mekanizmasının temsilcisi olarak duruyor. Bu mekanizmaya her karara kılıf bulan çılgın bir “başkan” gerekiyordu.
Kasıma kadar böyle gidecek...
Kasımdaki ara seçimlere Trump ya “kahraman” ya “rezil” olarak girecek. İkinci olasılık daha güçlü görünüyor!
İranlılar ne düşünüyor?
Bunun tek bir yanıtının olması mümkün değil. 47 yıldır sürekli çalkantılı dönemler geçiren İran’da normal yollardan bir değişim beklemek Trump’tan demokrasi beklemek kadar anlamsız!
Yıllardır Türkiye’de yaşayan bir İranlıyla zaman zaman konuşuyoruz. Sık sık Türkiye-İran karşılaştırması yapıyor. Şöyle diyor:
“Bazen Türkiye’nin de tamamen otoriter, hiçbir farklı düşünceye izin vermeyen, değiştirilmesi imkânsız bir yapıya sürükleneceği endişesine kapılıyorum. Bir şey oluyor, hayır Türkiye bu eşiği geçmez diyorum. Türkiye’de tek bir gücün tam hâkim olamayacağı değişik bir mozaik var!”
İranlı Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıyla son günlerdeki sohbetimiz ABD’nin saldırısıyla başlayan savaş üzerine. Değerlendirmeleri şöyle:
- İran bir milyon silahlı kişinin otoritesi altında. Yıllardır bu rejimden kurtulmak için çaba harcıyor ama olmuyor.
- Olmamasının başlıca nedeni şu; İranlılar, molla rejiminin yerine ne koyacağını bilmiyor. Bu görüş sadece bana ait değil. Yıllar önce İran’dan kaçıp Türkiye’ye gelenler olarak aramızda yaptığımız tespit.
- Son savaşta kalbimizle beynimiz aynı düşünmüyor. İran’da molla rejiminin değişmesini isteyenler kesinlikle bunun bedelinin emperyalist bir işgal olmasını istemezler.
- Mollalar halkı vergi verecek, söyleneni yapacak sayısal bir topluluk olarak görüyor. Siyasal değil sayısal... Amerika ise halka, başına getireceği piyona uşaklık edecek bir kalabalık gözüyle bakıyor. İranlılar ikisi de değil.
Suriye’den Irak’a, İran’dan Ukrayna’ya çevremizdeki ateş çemberinde yaşanaların her biri ders dolu.
Can alıcı durum ülkenin yurttaşlarını bir arada tutan bağların güçlü ya da zayıf olması. O bağlardan biri bile kopsa tümünü etkiliyor. Tıpkı bir zincirin gücünün en zayıf halkası kadar olması gibi!
Genel tablo önümüzdeki dönem Ortadoğu coğrafyasının ciddi biçimde değişeceğini gösteriyor.
Türkiye bu coğrafyada çözümlerin parçası mı olacak sorunların mı?
Geleneksel tutumumuz birinci şık idi!
AKP Suriye’de yalpaladı, Ukrayna’da dengeledi!
İran’da Trump’ın övgüsünü alıp Tahran’ı karşısına almamaya çalışıyor! İsrail’le de mikrofonda lanet, limanda ticaret!
