Doruk Madencilik işçileri ve Latin Amerika benzerliğ
Birazdan anlatacaklarım tekil bir “işçi emekçi mağduriyeti” değil; Türkiye’de özelleştirme politikalarının, denetim mekanizmalarının ve siyasal himaye ilişkilerinin nasıl iç içe geçtiğinin çarpıcı bir özeti.
Bir yanda maaşını alamadığı için yürüyen, açlık grevine giren işçiler; diğer yanda kamu varlıklarını devralarak büyüyen ama aynı ölçüde sorumluluk üstlenmeyen bir holding yapısı.
Sorun yalnızca bir şirketin kötü yönetimiyle açıklanamayacak kadar sistematik görünüyor. Asıl soru şu: Bu düzen kim tarafından sürdürülüyor ve neden hâlâ hesap sorulamıyor?
SSS Yıldızlar Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçilerinden bahsediyorum.
Ödenmeyen maaşları ve hakları için 12 Nisan 2026 tarihinde Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinden Ankara’ya doğru yürümeye başladılar.
Direnişlerinin bugün 17. günü. Açlık grevindeler. Bakanlık ile görüşmek ve haklarını almak istiyorlar. Ancak Ankara’ya geldikleri günden beri polis barikatları ve müdahalesi ile mücadele etmek zorunda kalıyorlar.
Bakın, maaş alamıyorlar, haklarını alamıyorlar. Holding, işçileri ciddiye dahi almıyor. Dertlerini bakana iletmek istiyorlar ancak polis barikatları ile boğuşuyorlar.
SSS Yıldızlar Holding kim peki? Neden bu sorun yaşanıyor?
Holdingin patronu Sabahattin Yıldız. Holding bünyesinde “madencilik”, “seramik-granit” ve “enerji-petrol, inşaat, nakliye, sigorta, turizm vb.” sektörlerde firmalar var.
Özelleştirme döneminde yükünü alan firmalardan birisi. Holdinge ait internet sayfasında kurucu mesaj kısmında şöyle yazıyor: “Yıldızlar SSS Holding Grubu olarak insan kaynağını hep ön planda tutmaktayız.”
Oysa durum hiç de öyle değil. Bahadır Özgür’ün köşesinde yazdığı gibi bu holding “ruhsat zengini”.
2 bin 364 adet ruhsata sahip. Bunun 1433’ü arama, 577’si işletme ruhsatı talebi, 354’ü ise işletme. Ruhsatların 497’si endüstriyel hammadde, 1662’si metalik madenler, 205’i de enerji........
