menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çağımızın vebası: Görünür olma hastalığı

950 0
saturday

Uzun zamandır kafamda dönüp duran bir mesele var. Artık hemen hemen her yerde, her fırsatta da konuşuluyor. Tartışılıyor, tepki çekiyor ama pek de kimse söylediğinin, eleştirdiğinin tersini yapmıyor.

Mesele görünür olmak veya görünür olmaya çalışmak.

Bir insanın başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri, kendisini hayatın öznesi sanarken aslında bir gösterinin nesnesine dönüştürmesidir.

Dilan Polat ve Engin Polat ailesinin içerisinde yer alan Can Polat’ın öldürülmesiyle sonuçlanan son saldırı, yalnızca bir adli vaka olarak okunursa eksik kalır. Çünkü burada konuşmamız gereken sadece kurşunlar değil; yıllardır milyonlarca insanın gözü önünde inşa edilen bir “görünürlük kültürü”dür.

Sosyal medya çağının yeni kültürü görünür olmaktır. Adeta yeni bir din gibi görünür olmaya inanıyoruz.

Ne yediğini göstereceksin.

Nereye gittiğini göstereceksin.

Kiminle olduğunu göstereceksin.

Hangi otelde kaldığını göstereceksin.

Hangi arabaya bindiğini göstereceksin.

Hatta bazen acını bile göstereceksin.

Çünkü algoritma sessizliği sevmez.

İnsana katkı veren eylemlerin veyahut mutlu bir aile etkinliğinin paylaşılmasından bahsetmiyorum.

Fakat bu kültürün Türkiye’deki en çarpıcı sembollerinden biri yıllardır Dilan Polat fenomenidir. Mesele artık tek bir kişi değildir. Mesele, onun temsil ettiği kültürdür.

Bir kuşak, çalışmadan zengin olmanın normal olduğuna inandırıldı.

Bir kuşak, lüks tüketimin başarı ölçüsü olduğunu öğrendi.

Bir kuşak, mahremiyetin gereksiz olduğuna ikna edildi.

Bir kuşak, hayatını yaşamak yerine........

© Cumhuriyet