'Nerede o eski bayramlar' dememek için...
Ramazan Bayramı bu yıl Türkiye’de yalnızca bir dayanışma ve umut zamanı değil, aynı zamanda derin bir sorgulama ve yüzleşme eşiği olarak karşımıza çıkıyor.
Bayramlar, toplumsal vicdanın en berrak şekilde hissedildiği zamanlardır değil mi? Ancak bugün o vicdan, hem içeride hem dışarıda yaşanan gelişmeler karşısında ciddi bir sınavdan geçiyor.
Savaş var, hukuksuzluk var, ekonomik darboğaz var, büyük siyasi sorunlar var...
Türkiye’nin en büyük şehirlerinden birinin seçilmiş belediye başkanına yönelik yargı süreci, hukukun tarafsızlığına dair soru işaretlerini büyütmeye devam ediyor.
Davayı bizzat takip ediyorum. Davayı, adalete ekmek gibi ihtiyacımız olduğu için takip ediyorum. Zabıta Cemal amca, ev hanımı Şükran teyze, emekli Ahmet dayı, öğrenci Ali, atanamayan Elif öğretmen için takip ediyorum.
Hukukun, iktidar mücadelelerinin bir aracı haline gelmesi ihtimali, demokratik sistem açısından en tehlikeli eşiklerden biridir. Eğer bir toplumda adalet duygusu zedelenirse bayramlar dahi o eksikliği telafi edemez. Eğer toplumsal ayrılıklarımız bu davalarla daha da artarsa artık hiçbir bayram bu toplumun bölünmüşlüğünü gideremez. Bir türlü anlamıyoruz.
Gazeteci Alican Uludağ neden cezaevinde mesela? Çocuklarının gözü önünde sabaha karşı........
