We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yılbaşı sıkıntısı

134 73 0
29.12.2019

Sivri rugan topukları kaldırımı kaplayan incecik kar tabakasını mıhlayarak yürürken “Biliyordum” diye söyleniyordu içinden. “Bu yılbaşını çıkarmayacağımızı biliyordum…”

Bir önceki yıla da aynı korkuyla girmişti. Bir öncekine de. Böyle böyle, yıllardır her yılbaşı muhteşem bir kavgayla tazelenen, çünkü her yılı ‘O’nu yitirmek ihtimaliyle bitirip, yenisini O’nu kazanmak sevinciyle başlatan bir aşktı, Onlarınki.

Bu yıl da gelenek değişmemiş ve ikisinin de aslında gitmek istemediği bir davet öncesi, ‘kravatın/saçın/sen karışma’ bağlamında bulmuşlardı, ayrılık oyununun leziz ürpertisini.

İki bin yıllık kentin mazide kalan haşmetine özlem duyan azınlığın suni teneffüsle ‘bohem’ yaşadığı daracık sokaklar, bir yılbaşı gecesi daha yalnızlığını kucaklıyordu.

Açılıp kapanan kapılardan taşan insan mırıltıları, pencerelerden fışkıran müzik gürültüleri arasında yürüdü, yürüdü ve ses soluk çıkmayan ilk camekânın önünde durup ışıklı tabelayı okudu: ‘Sıkıntı Var’ ya da ‘Sıkıntı Bar’.

V ile B harfinin iç içe geçtiği tasarım, yoruma açıktı.

Eve dönüşü O’nu meraklandıracak kadar geciktirmek oyununu ayakları donmadan sürdürmek istiyorsa, durak bu duraktı.

Uğursuz bir gıcırtıyla açılan kapıyı itip içeri girdi.

****


Beş masadan ikisinde birer müşteri, önlerindeki içki bardaklarına bakarak oturuyorlardı.

Meyhanenin dibinde, duvara dayanmış esneyen garson, içeri girdiğinde yerinden kıpırdamadı bile. Tam tersine, gözlerini kaçırıp uzun uzun esnedi. Zaten üzerindeki gri önlükte de........

© Cumhuriyet