We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Küresel faşizm, kitlesel vasatlık

96 60 0
02.02.2020

Dünya düzenini belirleyen güç, 1980’li yıllarda devletlerin elinden çıkıp yavaş yavaş uluslararası finans çevrelerinin, başka bir deyişle “para nebulası”nın egemenliğine geçmeye başladı. Ekonomiye zaten yön veren bu para sağıcıların; yeni bir dünya düşünmek üzere besledikleri ideologları, uluslararası kurum yöneticileri, akademisyenleri ve her alanda teknisyenleri vardı.

Bugün “Üst Akıl” dediğimiz olgu, tıpkı yıldız tozlarının oluşturduğu bulutsu bir nebula gibi paranın peşinde dönen; henüz olgunlaşmamış fikirlerin çarpıştığı, hatta rakip ya da hasım blokların ortaya çıktığı ve sonuçta nereye varacağını içindeki yönderlerin bile bilmediği bir yapıdır.

Kuşkusuz hepsi çok zeki, çok donanımlı, ama hiçbiri ne iyi niyetli, ne de idealist olan kişilerin yarattığı bu “Üst Akıl”, elbette ki sosyolojik devinimlerin emir komuta zinciri içinde yönetilmediğini bilecek kadar da akıllıdır. Dolayısıyla deneme-yanılma yöntemiyle ilerlemekte, aldığı tepki ya da verdiği yan hasarların büyüklüğüne göre hedef ve mevzi değiştirmektedir.

Para nebulasının iktidarı zaten kendi DNA’sını taşıyan kapitalist devletlerden devralması, 1990’lı yıllarda tamamlandı. Beslediği “Üst Akıl”, zafer sarhoşuydu: SSCB’nin yıkılmasıyla önlerinde rakip kalmayacağını, Çin’i serbest ticarete açarak yemleyeceğini ve gemleyeceğini sanıyor, kapitalizmin dünya egemenliğine “ithal vergisiz” yeni bir format düşünüyordu.

Devletler, önce küresel çapta borçlandırılarak nebulanın pençesine düşürüldü. Sonra küresel pazar havucuyla sanayi transferine razı edildi. En çok borçlanan ülkeler, haliyle yoz politikacıların yemlendiği devletlerdi ve en kolay, en hızlı onlar ikna edildiler.

Sınırsız........

© Cumhuriyet