We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dıgıdık, dıgıdık, zorbalık

104 0 0
25.07.2021

Tarihçi René Grousset’nin hayatımda özel bir yeri vardır.

Bana her şeyden önce din sosyolojisine duyduğum ilgi ve kazandığım bilginin yollarını açan değerli hocam Prof. Dr. Cahit Tanyol, ilginç ödevler verirdi. Örneğin Türklerin, İslamlaşma sonrası korudukları ve İslami ritüele ekledikleri Şaman geleneklerini incelemek için İstanbul’un bir ucundan ötekine çaput bağlanan dilek ağaçları peşinde az koşmadım. Türbeleri dolaştım, tuhaf ayinler izledim, İslami olmayan öğelerin çetelesini tuttum, Müslüman Türklerin ibadete dahil ettiği Şamanist ritüellerin izini sürdüm. Hocamız Cahit Tanyol, beni iki yıl boyunca kimseyi çalıştırmadığı kadar sahada çalıştırdı. Mezuniyet tezi vermek zamanı geldiğinde, talebi yine özeldi: Diğerleri gibi bir ödev tezi hazırlamak yerine, René Grousset’nin “Tarihin Bilançosu” kitabındaki kallavi Orta Asya bölümünü olduğu gibi Türkçeye çevirecektim.

Çevirdim.

Bir Türk ırkı (1970’lerde ırk sözcüğü “politically incorrect”* değildi) ve Atatürk hayranı olan Grousset’nin, aziz milletimin genetik olmasa da kültürel anlamda sahiplendiği soya değgin anlattıkları, Prof. Dr. Tanyol ve sonraki öğrencilerinin ne kadar işine yaradı, bilmiyorum. Ama ben çok yararlandım!

René Grousset, dünya tarihinin büyük macerasında geniş yer ayırdığı Türkleri, zor çevre koşullarının tavında dövülmüş, her değişime ayak uyduran zeki ve pratik bir ırk olarak tanımlar. Ancak Türkler, yerleşik ve yazılı olmayan, dolayısıyla güçlü rüzgârların erozyonuna açık bir göçebe kültürün insanlarıdır.

Öylesine zayıftır ki kültürel kimlikleri, Çin’i işgal ettikten bir süre sonra Çinli, Hindistan’da Hintli olup çıkarlar. Çin ve Hindistan yerine Arap........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play