We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çok mu geç, Valentine?

90 29 49
16.02.2020

Mevsim bahar, gün pazardı. Belki de tersi. Hatta mutlaka.

İnsanlar çoğalıp hızlandıkça, doğanın devinim temposu da arttı. Bir bakıyorsunuz ılık hava, mavi gök, pırıl pırıl güneş: “Bahar!” diyorsunuz, tabii. Ne gezer. Özellikle Paris’te.

Bir gün ilikleriniz ısınmayagörsün. Vay sen misin gevşeyen. Ertesi gün yağmur, fırtına, soğuk, kış yeniden devrede.

Bir uzmana sordum, “Niye bu Paris böyle?” diye. Meğer bizim gurbet meridyeni, Kuzey Kutbu’ndan inen havalarla, Afrika’dan yükselen havaların çarpıştığı açıda bulunuyormuş.

Bulunmaz olaydı!

Neyse uzatmayalım, havası menapozlu Paris’te, o gün bahar ve iklim pazardı. Otobüse bindim.

Belediye otobüsü deyip geçmeyin. Paris’te otobüse binmek sefadır. Her zaman, herkese yer vardır. Şık ve rahattır hepsi. Bir kahve servisi eksiktir. İnsanlar cep telefonlarıyla meşgul olur, gazete, kitap okurlar. Benim gibi meraklılar da çevresini gözetler.

İznik çinisi bir kadın

Üçüncü durakta bir kadın bindi otobüsümüze. Bakmamak ve görmemek olanaksızdı. Altmış yaşlarında, böyle bir güzellik garipti. Uzun boylu ve inceydi. Gözleri, ağzı, burnu, akların karıştığı kumral saçları, her şeyi, tüm varlığı, yıkılmışı bile alımlı bir geçmişe tanıktı.

Çatlakların ve kırıkların sır’ını alamadığı bir İznik çinisi gibiydi. Narim ve değerli. Hele elleri... Uzun zarif parmaklarıyla şalını düzeltirken, hareketleri ya eski bir manken ya da tiyatro oyuncusu dedirtiyordu.

Oysa kadın, bir “clochard”dı. Türkçesi olmayan bu deyim, Fransa’da evi sokak olan, sokakta yaşayanları ifade........

© Cumhuriyet