‘Arka bahçe’ tuzakları |
ABD’nin Venezüella’ya darbesi, kâğıt üzerinde bile olsa, uluslararası hukukun, kurallarının artık geçerli olmadığının açık ilanı oldu. Venezüella’ya ABD saldırısı bekleniyordu ama başkanlık sarayını basıp devlet başkanı ve eşini kaçırmak bu tahminlerin de ötesine geçti. ABD yönetiminin “övünerek” dünyaya duyurduğu bağımsız bir devlete yönelik bu eylem aslında uluslararası diplomasinin, BM gibi örgütlerin etkinlik alanının daraldığının da göstergesi.
Caracas’ın yakın müttefikleri, hatta petrolünün ana alıcısı Çin’in yanı sıra Rusya ve İran’dan tepkiler yükseldi ama ilk çıkışlarında temkinlilik vardı. AB ise zaten uzun süredir ABD gibi Maduro yönetimini meşru görmüyor. Hep diyoruz, tehlikeli bir öngörülemezlik çağındayız; emperyalist, kapitalist sisteminin vahşi çarklarının artık dönmekte zorlandığı, bunun için de yeniden alan açmak hedefiyle saldırganlığın arttığı bir dönem. Venezüella örneği, Washington’ın Trumpizm dönemiyle bir kez daha Monroe Doktrini’ni kuşanarak küresel hesaplaşmada “Arka bahçem, istediğimi yaparım” mesajını içeriyor. Burada şu gerçeği de unutmamak gerek: ABD’nin özellikle sol rüzgârlar eşliğindeki Güney Amerika ülkelerine yönelik darbeleri ilk değil. Trump’ın farkı bunu kapalı kapılar ardından çıkarıp güç gösterisini açıkça yapması. ABD’nin eylemine şu anki tabloda güçlü set çekebilecek, karşı yaptırıma dönüştürebilecek bir sistem ise ortalarda pek........