Ege’nin toplumcu ve muhalif damarı |
Anadolu coğrafyasında yüzyıllar önce yaşanmış önemli bir toplumsal hareket var. Osmanlı’nın baskısına, zulmüne karşı eşitliğin, kardeşliğin ve dayanışmanın türküsünü söyleyenlerin öğretisi, geçmişten günümüze kadar ulaşıyor. Biz de onları ve mücadelelerini tüm yönleriyle kavramaya çalışıyoruz. Biz, Batı Anadolu’da, özellikle de Ege’de; tarihin derinliklerinden süzülüp gelen toplumcu ve muhalif damarın günümüzde de canlı olduğunu düşünüyoruz. Geçmişte Ege’de verilen ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelelerinin tarihi derinliklerinde, böyle bir damardan beslenmenin de yattığına inanıyoruz.
Yıllar önce, ilk gençlik yıllarımızda, öncelikle, okumaya oldukça meraklı olan rahmetli babamızın elinde görmüştük Varidat kitabını. İlkokul mezunu olmasına karşın büyük bir okuma tutkusu olan babamız, Varidat’ı, satırların altını çizerek ve sayfa aralarına notlar koyarak büyük bir ciddiyetle okur ve incelerdi. Biz o zamanlar, Şeyh Bedreddin’in de Varidat’ın da çok ayırdında değildik. Tam tersine önündeki “Şeyh” sözcüğüne takılıp, doğrusu o yaşlarımızda biraz da küçümseyerek bakardık. İlerici yurtsever bir insan olan ve her daim toplumcu değerleri savunan babamızın, bu kitapta ne bulduğunu hep merak ederdik.
Yıllar sonra Şeyh Bedreddin’i, Torlak Kemal’i ve Börklüce Mustafa’yı öğrendiğimizde; onların yüzyıllar önce bu coğrafyada verdikleri mücadeleye büyük saygı duyacaktık. Onlar, yaşadıkları dönemde, bir bakıma Anadolu aydınlanmasının ve toplumculuğunun simgeleriydiler. Aslında bizim kuşaklara onları tanıtan büyük şairimiz Nâzım Hikmet oldu. O’nun “Şeyh Bedreddin Destanı”, Anadolu tarihinin derinliklerinde kalmış kimi olayları günümüze ulaştırdı. Anadolu’da özellikle de Ege’de; İzmir, Aydın ve Manisa yörelerinde hâlâ onların ve yollarından yürüyenlerin izlerine rastlanır. Örneğin bölgemizdeki Ortaklar beldesinin isminde bile onların ortaklaşma anlayışı ifade edilir.
Bugünlerde doğumunun 124. yıldönümünde saygıyla andığımız büyük ozan Nâzım Hikmet, destanında şöyle anlatır onların hikâyesini: “Hep bir ağızdan türkü söyleyip / hep beraber sulardan çekmek ağı, / demiri oya gibi işleyip hep beraber, /........