Bir Ege güzellemesi
Yeni yılın bu ilk günlerinde, mutlu bir yıl dileyerek keyifli bir filmden söz açmak istiyoruz. Geçtiğimiz hafta Denizli’de galası yapılan ‘Bak Postacı Geliyor’ filmi, Muğlalı yönetmen Yüksel Aksu’nun yeni filmi. Biz, Aksu’nun Ege’yi temel alan, Ege insanını anlatan filmlerini sever ve mümkün olduğunca izlemeye çalışırız. Bir Egeli olarak doğrusu bu filmlerden büyük tat alırız.
Aksu’nun Dondurmam Gaymak, Entelköy Efeköy’e Karşı, İftarlık Gazoz gibi filmlerini daha önce zevkle izlemiştik. Bu kez ‘Bak Postacı Geliyor’da da öyle oldu. Filmin bizim için bir başka önemli yanı, filme ismini veren şarkıydı. Filmin ismi ve şarkısı, bizi geçmişe götürüp belleğimizde, yüreğimizde çağrışımlar yarattı.
İlkokul yıllarımızda müzikle pek aramız yoktu. Müzik derslerinde tek söyleyebildiğimiz şarkı ‘Bak Postacı Geliyor’ şarkısıydı. Onu da zaten sınıfça toplu olarak söylerdik. Doğrusu biz de arada kaynardık. Postacı da o dönemlerdeki mahalle yaşamının unutulmaz simgesiydi.
Filmin başlangıcında, dönemin siyah podyeli beyaz yakalı ilkokul öğrencilerinin toplu olarak bu okul şarkısını söylemelerini görmek, bizi ister istemez çocukluk yıllarımıza götürdü. Belleğimizde pek çok anımız canlandı. Doğrusu filmde biraz da kendi çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızı bulduk.
Bizim de doğup büyüdüğümüz Ege ilçesinde, aynen filmdeki gibi mahallenin postacısının çok önemli bir işlevi vardı. Bizim mahallenin postacısı rahmetli Hasan amcaydı. Gençlik dönemi arkadaşlarımızdan, yine rahmetli olan oğlu Mustafa da babasının mesleği nedeniyle bütün ilçede ‘PTT’ lakabıyla bilinir ve anılırdı.
Hem futbolcu olması ve hem de siyasetle uğraşması nedeniyle oldukça popüler olan rahmetli ‘PTT Mustafa’ ile 12 Mart döneminde ‘141-142. maddelerin de af kapsamına alınması için ilçede imza kampanyası düzenlemiş ve birçok siyasal - kültürel etkinlikler yapmıştık.
Filmde radyodan kısa dalga istasyonu dinleyen kasabanın edebiyat öğretmeni de sanki bizim o yıllarımızın kopyası gibiydi. Dönemin koşulları gereği o yılların postacıları mahallelinin pek çok derdine ortak olurdu. Filmde Postacı Osman, yalnızca mektup taşıyan değil aynı zamanda hisli mektuplar da yazan konumundaydı.
Bu durum ilkokul mezunu olmasına karşın bolca okuyan ve eli iyi kalem tutan rahmetli anacığımızı bize hatırlattı. Çünkü annemiz de mahallenin okuma yazma bilmeyen yaşlılarının mektuplarını yazardı. Onların........
