Yeni bir yıl ve bir düş |
Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız. Benim yıllar boyu peşimi bırakmayan bir düşüm var, zaman zaman ondan söz ettiğim olmuştur, hatırlayanlar olabilir, işte gene o düş ama bu kez acil çağrısıyla!
Düşümde milyonlarca insan ellerinde pankartlar yürüyorlardı. Ben durmuş onların geçişlerini izliyordum. F tipi cezaevlerini protesto edenler, KHK mağduru öğretmenler, öğretim üyeleri; oy verdikleri vekillerinin, belediye başkanlarının hapishanelerde çürümesine karşı çıkanlar; seçilmiş belediyelere kayyum atanmasını içine sindiremeyenler; hukuksuzluğu, adaletsizliği bangır bangır haykıranlar, tüketicinin dolaylı vergilerle nasıl yoksullaştığını kalem kalem ortaya dökenler; çocukları dağlarda vurulan, sokaklarda sürüklenen, cezaevlerinde işkenceden ölen Türk ve Kürt anaları, Diyanet’in laikliğe aykırı olduğunu haykıranlar, azıcık maaşlarına göz dikilen emekliler, bir türlü failleri bulunamayan faili meçhul ölülerin kızları, ağabeyleri, anaları; devletin attığı bombalarla ölen çocuklarını bağırlarına basmış, “Katil devlet” diye haykıran Uludereliler, Soma’da ölen madenci babalarının hasretini çeken, onlara şiir yazan madenci çocukları; sendikal hakları yok edilen, köleliğe mahkûm işçiler, emekçiler, bölgelerindeki yeşil alana cami değil park yapılmasını talep eden mahalleliler, rüzgâr ve güneş enerjisinin es geçilip dışa bağımlı termik ve nükleer santral kurmanın bu ülkeyi yok edeceğini iyi bilenler; eğitim sisteminin köle beyaz yakalılar ürettiğine bizzat tanık olan kahraman öğretmenler, ayağında ayaklarına küçük gelen plastik bir terlikle karda yürüyerek okula gitmeye çalışan küçücük kızların anaları, babaları; 12 yaşında çocuk gelinler ülkesinde yaşamanın bir zulüm olduğunu hissedenler,........