Acaba ülkemize havadan biyolojik bir silah mı atıldı?

Sevgili okurlarım başlığımdaki soruya şaşırdınız mı? Vallahi billahi ben emperyalist güçlerin ülkemize havadan uyuşturucu bir biyolojik silah attıklarını düşünmeye başladım. Yahu bu nedir? Durumumuz kabile ülkelerinden daha beter. Baksanıza cumhurbaşkanımız, Atatürk’ten ilhamla “Yurtta sulh, cihanda sulh” diye endişe içindeki yurttaşlarına sesleniyor ama aynı günlerde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Riyad’da 12 Arap ülkesinin dışişleri bakanlarıyla buluşup İran’ın savaş hukukunu çiğnediğine dair suçlamalarla dolu, İsrail ve ABD’yi acayip masum gösteren bir bildiriye imza atıyor. Ülkenin içi de karmakarışık, Adalet Bakanı Akın Gürlek sanki ülkeyi o yönetiyor gibi. Adamın anormal mal varlığı ortaya çıkıyor, ders notları sattığını, figüranlık yaptığını anlatıyor ve sert bir emir veriyor: “Bunları ifşa eden kimse hemen sesleri kısılıp içeri alınmalı!” Alınıyorlar da bu arada çok kıymetli savcıların hatırladığı İmamoğlu iddianameleri tek tek çöküyor. Her gün erkekler tarafından bir kadın öldürülüyor, MESEM cehenneminde çocuklar ölüyor, pedofili cenneti oteller ortaya çıkıyor, zenginlerin vergileri sıfırlanıyor, bunları haber yapan gazeteciler anında tutuklanıyor. Saymakla bitmiyor, ne yazık ki ülkemde hiçbir şey değişmiyor. Yıllar değişiyor ama acının durakları da değişmiyor. Geçen yıllarda havaalanında bir ailenin erkek çocuğunu askere uğurlamasına tanık olmuştum. Anne o kadar çok ağlıyor ki herkes şaşırmıştı, sonunda oğlunun ayaklarına kapandı ve “Gitme seni ölüme yollamam ben!” diye haykırmaya başladı.

Ben dayanamayıp oradan uzaklaştım ama yıllarca otobüs garajlarında tanık olduğum asker uğurlamaları usulca aklıma geldi. Şöyle demişim:

Onlara en çok otobüs garajlarında rastlanıyor. Davullar........

© Cumhuriyet