We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Önce iletişim özgürlüğü…

8 0 0
22.07.2021

İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliği düşünmesi, düşündüğünü özgürce dile getirmesidir. O halde neden “düşünce suçu” gibi, ortaçağ artığı bir anlayıştan hâlâ medet umuluyor?

Duayen gazeteci, yazar Oktay Ekşi’nin kitabına verdiği adla söylersek “İletişim Özgürlüğü” neden yok?

Resmi gazete niteliğindeki Takvim-i Vekayi’yi ayrı tutarsak ilk Türkçe gazete Tercüman-ı Hakikat, 160 yıl önce 1861’de yayımlandı. Gazeteciler de 160 yıl önce gerçeğin peşinde koşmaya başladılar. Mutlakiyet döneminde sultanlar, halkın gerçekleri bilmesini istemiyordu. Sansür memurları da gece gündüz çalışıyordu. Ancak bu sansür 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet’in ilanıyla kalktı, tarihe karıştı. Cumhuriyet yönetimiyle ise “Basın hürdür, sansür edilemez” kuralı anayasamıza girdi. Ama hâlâ gerçeğin duyulmasını istemeyen kimi yöneticiler, bu kez örtülü, farklı boyutta sansür uygulamayı sürdürüyor, gerçeği yazan gazetecileri cezalandırıyorlar.

Oysa yaptıkları iş, toplumun haber alma hakkını engelleyerek toplumu da tutsak etmek…

Toplumun da özgür olabilmesi, iletişim özgürlüğüne bağlı değil mi?

Şimdi, sansürün kaldırılışının 113. yıldönümünde ve bir bayram gününde, bunları anımsamadan edemedim.

Bu bayram gününde aile içi bayram kutlamaları yanında, gittiğiniz bir tatil kentinin yerel, ulusal sanatçılarını, şair ve yazarlarını tanımak da büyük bir kazanımdır, bayramdır.

Eğer yolunuz........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play