Kemal Tahir’i bugün okurken...
Bir dostum, kendisiyle Beş Romancı Tartışıyor’un yeni basımı* üzerine konuşurken şunu sormuştu bana:
“Bunca öngörülü diyorsun, tarihi baktığı yerden okumaya çalışan biri diyorsun madem, peki Kemal Tahir aydın mıdır?”
Kestirmeden şöyle bir yanıt verebilirdim: “Roman yazdığına göre aydındır!” İhtimal, ardından hemen şunu soracaktı:
“Her roman yazan aydın mıdır?”
Bu ikinci sorulabilecek soruya yanıtım kesindir: “Hayır, değildir!”
Ama Kemal Tahir’in aydın olup olmadığını tartışmam bile. Dostuma da şunu anlatmaya çalıştım:
Eğer bir yazar; Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Devlet Ana, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu, Büyük Mal gibi romanları yazmışsa onun aydın olmanın ötesinde bir duruşu, bir bakışı vardır demektir. Zira, yapıtlarından taş(ın) an düşünceler ne genel geçerdir ne de anın rüzgârına göre söylenmiş şeylerdir. Üstelik o kişi, hâlâ bunları okutabiliyor, üzerine düşünüp tartışmalara, yeni düşüncelere yol açabiliyorsa gerçek bir aydındır. Bu bağlamda Kemal Tahir’in romanlarının, okurunu yalnızca bir hikâyenin içine değil, kendi çağının vicdani sorgusunun tam ortasına yerleştirmesi de bunun en sarih göstergesidir.
Turhan Tükel’in Beş Romancı Tartışıyor’una dönersek tarih Kemal Tahir’in duruşunu/düşünüşünü haklı çıkarmıştır.
Gene aynı dostum, Fakir Baykurt üzerine ileri geri konuşan bir aydın arkadaşından söz etmişti. Yazdıklarının bugün artık okunmadığını, toplumun gerisine düştüğünü........
