We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bunlar, siyasal İslam-Batıcı işbirliğinin sonucu

41 23 0
18.06.2019

Atatürk, “Avrupalı” kafada bir insandı. Aydınlan­ma felsefesini, uygar ve çağdaş değerleri ve yaşam tarzını, “kadın-erkek eşitliğinden laikliğe kadar özümsemiş ve savunmuştu.”
Kurtuluş Savaşı’nda, Lozan ve kuruluşta Sovyetler Birliği’nden siyasi, iktisadi ve askeri olarak yararlan­ması, o günün koşulları için vazgeçilemez bir zorun­luluktu. Çünkü işgalci ve emperyalist Avrupa’ya (ve Batı’ya) karşı savaşıyordu. Sovyetler Birliği ile işbirliği reel politiğin sonucu idi.
Avrupa’nın kendi içinde de “çağdaşlık ve de­mokrasi mücadelesi”, hem düşünce alanında hem de uygulamada yaşanmaktaydı. Türkiye’de özellikle “sol cephede” bu meselede, “çelişkiler ve zikzaklar” hep yaşana geldi. İdeolojik boyut ile ya­şayan dünya arasındaki gelgitler, düşünceleri çok kere ayrıştırmıştır. Fildişi kuleleri içinden, biraz da “bencilce” bakanlar, ellerini taşın altına koymaktan biraz uzaklaştılar.

Siyasal İslam ‘laboratuvarı’ Türkiye
Türkiye’de Atatürk devrimlerine ve onun gerçek­leştirdiği Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı çıkan “kimi iç odaklar” siyasal İslamcı bir cephe oluşturmuşlardır.
Atatürk Türkiyesi ve devrimleri, çağdaş uygar de­ğerleri (ve Avrupalılığı) öne çıkardığı için, buna karşı çıktılar ve çıkıyorlar. Çünkü Osmanlı dönemindeki güçleri ve çağdışı otoriteleri, Atatürk Türkiyesi ile kaybolmuştu.
İkinci Dünya Savaşı sona erince Türkiye’yi, Sov­yetler Birliği cephesine karşı yanına çekmeye çalışan ABD ve İngiltere bu........

© Cumhuriyet