We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ulusalcılık mı? Teşekkür ederim, istemem

82 20 148
24.12.2018

Bir zamanlar küreselleşmecilik, birkaç yıl içinde “yadsınamaz gerçeklik” düzeyine çıkmıştı, en işlevsel kavramdı, zamanın ruhunu belirliyordu. Şimdi, küreselleşmecilik tükendi. Onun sonuçlarına karşı yükselen sağ ve sol popülist hareketlerin içinde ulusalcılık yükseliyor, en işlevsel kavram olarak zamanın ruhunu belirlemeye başlıyor.

Bir şeylerin ikinci gelişi
Küreselleşme “yadsınamaz gerçeklik” düzeyine çıktığı yıllarda, 1994’te, Ankara Mimarlar Odası’nda “Küreselleşme mi? Teşekkür ederim, istemem” başlıklı bir sunuş yapmıştım. Yaklaşımım bir etik ilkeye ve iki gözleme dayanıyordu.
Her entelektüel “zamanın ruhu” karşısında, eleştirel mesafesini korumalıdır. Hele, karşısında, bu kadar kısa sürede, bu kadar hızla kabul gören bir kavram varsa...
İkincisi, doktora tezini kapitalizmin krizlerinin tarihi üzerine yazmış biri olarak iki şeyin farkındaydım: Küreselleşme tarihte ilk kez yaşanmıyordu. Küreselleşme (belki hızı, kapsamı farklıydı) ama yine, kapitalizmin yapısal krizine uyum sağlamaya çalışan sermayenin hareketinin, devlet politikalarının ürünüydü; modern emperyalizmin aldığı biçimdi. Bu uyum sağlama sürecinde küreselleşmenin ertelediği sorunlar birikiyor ve bir noktada küreselleşme, bu birikimin ağırlığı altında çöküyordu.
Üçüncüsü, küreselleşme çökmeye başlayınca, yönetilenlerin ve........

© Cumhuriyet