Tükidides tuzağında ‘stratejik istikrar’ |
Trump ve Şi Cinping, Mayıs 2026 Pekin zirvesinin ardından iki ülkenin ilişkisinin sıfırlanmasından söz ettiler. Ancak Washington için sıfırlama, ticaret dengesizliklerinin giderilmesi ve Çin pazarına erişiminin genişletilmesi anlamına gelirken Pekin için, sıfırlanmadan, Çin’in ekonomik, jeopolitik yükselişine müdahale edilmeyen, öngörülebilir bir “stratejik istikrar” döneminin başlangıcıydı.
Bu iki farklı anlayışın aynı anda geçerli olabileceğini düşünmek gerçekten çok zor. Bu zorluğun, son yıllarda çok sık gündeme gelen, Tükidides tuzağı kavramı bağlamında yapısal bir zemini var. Tükidides tuzağı, yükselen güç ile yerleşik güç arasındaki geçiş dönemlerinin tarihsel dinamiğini betimler: Atina ve Sparta rekabetinin yol açtığı Peloponez savaşlarının nedenlerinin analizinden çıkarılan bu tez, tarihte on altı benzer durumdan on ikisinin savaşla sonuçlandığını gösteriyor. Tuzağı tetikleyen niyetten çok algı oluyor. Egemen güç yükselenden korkmaya başlıyor. Yükselen güç de kendi kapasitelerini abartıyor. Girift ittifak ilişkileri içinde, tarafların hata yapma olasılığı artıyor; çıkan yerel bir çatışma hızla genelleşerek büyük bir savaşa dönüşebiliyor.
Günümüz ABD-Çin ilişkisi bu çerçeveye yapısal olarak uyuyor. Çin, mevcut uluslararası düzene entegre olmaya çalışan bir güç olmaktan çıktı; düzenin temel varsayımlarını sorgulayan, dönüştürmeye çalışan bir güç olarak........