Mutlak butlandan sonra

“O kadar da olmaz!” derken karar çıktı. Sonra, polis kapıya dayandı! Aslında, Kılıçdaroğlu bir araç ve her şey hızla değişiyor. Önce o kararı anlamak gerekiyor. Türkiye’deki rejimin karakteri, “devlet biçimi”, yargıyı çalıştıran irade üzerinde düşününce ortaya tek bir sonuç çıkıyor: AKP liderliği önümüzdeki seçimleri, ne pahasına olursa olsun biz kazanacağız diyor.

AKP’nin önünde, 2013’ten bu yana gittikçe derinleşen bir paradoks var.

Bir taraftan, toplumdan rıza alma kapasitesi ivme kazanarak aşınıyor; artık olağan koşullarda, kurallara uygun yapılan genel seçimleri ve halkoylamalarını kazanma şansı yok. Bu durumun kimi sonuçlarını 2015-2018 arasında yaşananlara bakarak görebiliriz:

2015 Haziran seçimleri ve 7 Haziran-1 Kasım arasında yaşananlar: AKP tek başına hükümet kuramadı. HDP anahtar parti oldu. Sonra...

15 Temmuz 2016 darbe girişimi, OHAL, KHK: Ölümler, geniş çaplı tutuklamalar, tasfiyeler. Devlet personeli yeniden şekillendi. Seçim sonuçlarının oluşmasında önemli payı olan Selahattin Demirtaş tutuklanarak etkisizleştirildi.

16 Nisan 2017 halkoylaması, OHAL ve yandaş basın baskısı altında yaşanan oylamayı, 2.5 milyon mühürsüz oy pusulasına karşın ancak yüzde 51 ile kazandı... Başbakanlık makamı kaldırıldı, partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi.

24 Haziran 2018 tartışmalı Cumhurbaşkanlığı seçimleri... Tüm bunlara olanak veren pasif bir........

© Cumhuriyet