Münih’te Zerstörungslust |
Münih Güvenlik Konferansı cuma günü başladı.
Konferansta yaşananları konuşmadan önce, ABD’yi düşünerek hazırlanmış yıllık rapora ilişkin izlenimlerimi paylaşmak istiyorum: Batı’nın şu andaki güvenlik ortamını “yıkım güllesi politikası”, “yıkıcı adamlar” metaforlarıyla betimleyen rapor, bir Zerstörungslust (yıkma şehveti) egemen diyor.
“Zerstörungslust” salt bir liderin kaprisi değil, derin bir toplumsal ruh halinin semptomu: İlerleme (giderek daha da iyileşme) masallarına inanç sarsılmış, reform vaadi ikna gücünü yitirmiş. İnsanlar, “Hayatım artık daha iyiye gitmiyor” duygusu içinde. G7 ülkelerinde toplumun önemli bir bölümü hükümetlerin gelecek kuşaklara daha iyi bir yaşam bırakacağına inanmıyor; çoğunluk yaşamın daha da bozulmasını bekliyor. “Kendimi çaresiz hissediyorum” diyenlerin oranı birçok ülkede yüzde 60’ların üzerinde. Demokratik kurumlar, uluslararası kurumlar, bürokratik, işlevsiz, artık “bizden yana” olmayan yapılar olarak algılanıyorlar.
“Zerstörungslust” tam da burada devreye giriyor: İnsanlar yalnızca statüko karşıtı değiller; aynı zamanda, önce “Tamamen yıkalım, sonra bakarız” duygusuna bir tür hazla bağlanıyorlar. “Sağ popülist” liderlerin zincirli testerelerle verdiği imajlar bu arzunun estetiği. Rapor, bu yıkımın şu anda en çok yoksulları, göçmenleri, kadınları, çocukları ezdiğini de gösteriyor: Eşitsizlikler derinleşiyor,........