Siyaset bir varmış bir yokmuş

Jose Saramago’nun “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş” romanında günlerden bir gün ülkenin birinde ölüm, insanlardan can alma görevinden bir süreliğine vazgeçer. Öte dünyaya gidiş biletinin ortadan kalkmasıyla birlikte yaşamasından umut kesilen hastalardan, en ağır yaralılara kadar kimse ölemez. Ülkenin dört köşesinde derin bir sevinç kaplar herkesi. Adeta ölüme karşı başarı ilan edilmiş, kesintisiz bir yaşam insanlığın hanesine yazılmıştır. Çok geçmeden derin bir mutsuzluk ve kaygı kaplar tüm evreni. Yaşlıların, dahası bir türlü ölemeyen hastaların durumu ne olacaktır? Huzurevlerinde yataklar bir türlü boşalmaz. Defin işleriyle uğraşanlar, mezarcılar işsiz kalır. Cenaze ile ilgili bütün kuruluşlar iflas eder. Sigorta şirketleri nal toplar. Evler, yaşlı bakım merkezine ve hastaneye dönüşür. Ölümün tatile çıkması toplumsal düzenden aile içi ilişkilere kadar hemen her şeyi altüst eder. 

Büyük yapıtların temel izleğinde öncelikle bir krizin varlığının tam anlamıyla ortaya konduğuna, ardından da o krizin insana dair hemen her şeyi altüst etme becerisini sunduğuna tanıklık ederiz. Nitekim üniversitede sevgili öğretmenim Turgut Özakman, “İnsan doğar, büyür, yaşar ve ölür. Ama insan bir gün ölemezse o krizin varlığıdır” diye özetlerdi bu temel durumu. İnsanın eşik atlama becerisi de kriz anlarında aldığı tutumla, tavırla ve davranışla ortaya........

© Cumhuriyet