İran, Irak’a benzemez |
Condoleezza Rice, “Orta Doğu haritası değişecek” dediğinde yıl 2003’tü. O zaman ABD Başkanı Bush’tu. 11 Eylül saldırıları üzerine El-Kaide’ye karşı başlatılan harekât kısa zamanda Afganistan ve Irak işgallerine dönüştü. Başkan Bush, düşmanlarına “Şer Ekseni” diyordu.
Aslında Irak’ın olan bitenle doğrudan ilintisi bile yoktu ama petrolü vardı. Bu da Irak’ı saldırı listesine almak için yeterliydi. Nitekim; Irak’ta kitlesel imha silahları olduğu tezi tüm hararetiyle gündeme taşındı. Dış İşleri Bakanı Colin Powell, BM’ye kanıtlanmamış raporlarla gelmişti. Ne var ki; iddiaların hepsi Başkan Bush tarafından dahi zamanla yalanlandı. Irak’ta kitle imha silahı bulunamadı ama işgal için hala ABD yapımı klasik bir silah eldeydi: Diktatörlükler. Saddam’ın yaka paça iktidardan düşürülmesi ve ülkeye sözde demokrasi getirilmesi niyeti kutsandı.
Saddam devrilince Irak yönetimi biçimlendirildi. Türkiye, yüzbinlerce sivilin öldürüldüğü ve sakat kaldığı bu kanlı işgal planını 1 Mart Tezkeresi’yle reddetmişti. Buna karşın, Barzani ve peşmergeleri işgalcilere destek verdi. Böylece ‘de facto’ Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, 2005’te Anayasayla resmileşti.
Ne var ki; “Orta Doğu’ya demokrasi getirme vaadi” yürürlükteydi. Ansızın beliren IŞİD, yakın gelecekte adeta bu gerekçeyi doğurmak üzere korkunç baş kesme eylemleriyle adını duyururken; İsrail’e mesafeli bazı Arap ülkelerinde kurgulanan kaosa çekinmeden ‘bahar’ denecekti.
Rice’ın öngörüsü (aslında BOP) canlandırılıyor. Trump’ın Netanyahu ile birleşen hukuksuz ve kontrolsüz saldırganlığı, aklı ve sağduyuyu da işgal ediyor. Oysa; İran ve Irak arasındaki köklü farklar, İran’ın azımsanamaz potansiyeli ABD ve........