We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Şimdi ‘hanım evladı’ kimmiş anladınız mı!

389 0 0
26.04.2021

Muhsin Çelebi, ardından koşarak pembe incili kaftanı “Unuttunuz” diye yetiştiren savaşçıya güldü. Şah’ın işiteceği yüksek bir sesle bağırdı: “Hayır, unutmuyorum. Onu size bırakıyorum. Sarayınızda büyük bir padişah elçisini oturtacak seccadeniz, şilteniz yok. Hem bir Türk, yere serdiği şeyi bir daha arkasına koymaz. Bunu bilmiyor musunuz?” Ömer Seyfettin, Türk dışişlerinin hikâyesini meşhur öyküsünde böyle anlatmıştı.

Yetkili ya da yetkisizlerin, kravatlı ya da kravatsızların, mektepli ya da alaylıların çıkardıkları sesler arasında gözüm onu aradı. Dünyayı kana boğan savaşları başlatan ABD’nin başkanının, bir asır önce bizim topraklarımızda yaşanan acılar hakkında hüküm veren açıklamasının ardından herkes konuşmuştu. Ben ise o bıyıklı büyükelçiye baktım. Ne gazetede ne televizyonda görebildim.

Erdoğan’ın kısa süre önce Washington’a atadığı eski AKP milletvekili Murat Mercan’dan söz ediyorum. Eski Büyükelçi Namık Tan’ın dahi ne düşündüğünü okudum. Yeni elçinin basın açıklaması yapmasını, eylemli bir tepki koymasını, mesaj atmasını geçtim; Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nin resmi hesaplarında bile anlamlı bir tepki bulamadım. Dışişleri’nin paylaşımlarını “RT etmekle” yetinmişler, bir de katledilen diplomatlarla ilgili sergi ve belgeselin tanıtımını paylaşmışlardı. 24 Nisan faaliyetine ise şu not düşülmüştü: “Büyükelçi Murat Mercan ve Kongre üyesi Steve Cohen bugün dostane bir görüşme yaptılar. Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da geliştirilmesine yönelik olarak yakın çalışma konusunda mutabık kaldılar.”

Haliyle kendi kendime sordum: Günlerdir Biden aşağı Biden yukarı diyoruz da Türkiye’nin bir Washington Büyükelçisi var mı?

Bu sorunun resmi yanıtı, hem var hem yok. Neden mi?

Sebebi basit. 24 Şubat tarihli 2021/131 sayılı kararnameyle atandı. Ancak göreve başlamada diplomatik bir gelenek olan “güven mektubu”nu bir türlü ABD Başkanı’na sunamadı. Haliyle “yok ama var” ya da “var ama yok”!

Sadece “iyi ilişki” dönemlerine özgü sanmayın. Krizleri yönetmek için bile büyükelçiler kritik görevler üstleniyor. Örnek olsun: ABD, Türkiye’ye göndereceği büyükelçiyi, sonuncusu dahil, Senato’da ölçüp biçerek, ne yapacağını sorgulayarak, sorularıyla zorlayarak yola çıkarıyor. Haliyle yüzyıllara yayılan Türk dış politikasının bu amatörlüğe mahkûm oluşu hayret uyandırıyor.

Elbette bu noktaya bir günde gelmedik. Türk Dışişleri, Ermeni meselesinde hem acı sayfalarla hem büyük tecrübelerle dolu. Sadece Cumhuriyette değil Osmanlı deneyiminde de iyi........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play