NATO’yla nikâh tazeleme
Soğuk Savaş’ın meşhur çocuk tekerlemesi böyle başlıyordu: Bir iki üçler, yaşasın Türkler.
Türkiye ilk kez bu köşede duydu. MNC-TÜR’den söz ediyorum. “Multinational Corps Türkiye” yani “Çokuluslu Kolordu Türkiye”.
NATO’nun Türkiye’de yeni bir çokuluslu kolordu kurduğunu öğrenmiş, peşine düşmüştüm. Linkedln isimli sosyal medya ağında, bir NATO çalışanın kuruluşu paylaştığını, pek çok yabancı askerin de kendisini kutladığını görünce bakanlığı arayarak teyit etmiştim. 23 Mart’ta da bu köşede yazdım.
Yazıdan üç gün sonra...
MSB resmi açıklama ile doğruladı: “Bakanlığımız tarafından, 2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir kolordu karargâhı kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılması emredilmiş ve bu niyetimiz 2024 yılında NATO’ya beyan edilmiştir. (...) Karargâhın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir.”
Böylece kamuoyu öğrenmiş oldu. Buna İstanbul Boğazı girişinde çokuluslu Deniz Unsur Komutanlığı’nın kuruluş hazırlıkları eklendi. Bu da ülkede bir tartışma başlattı. Zira Türkiye, son yıllarda görünür şekilde, NATO’da “müttefik” saydığı ülkelerin bölgesel planlarına şüpheyle yaklaşıyor. Türkiye’ye uygulanan savunma yaptırımları “müttefik” kavramını bile tartışmalı hale getiriyor. Öyle ki Türkiye, NATO ülkeleriyle en basit “terör örgütleri” tanımında dahi ayrışıyor. Öte yandan Türkiye, Rusya ve İran ile, NATO ülkelerinin ekseriyetinden başka bir çizgi izliyor. Haliyle NATO meselesi Türkiye halkı için çoğunlukla tepkisel bir hikâye.
NATO için başka türlü düşünenler de var. Örneğin STRASAM direktörü, emekli hava tuğgeneral Hüseyin Fazla, gazetemize verdiği röportajda söz konusu kolordunun faydalı olacağını savundu. Ayrıca eski NATO daimi temsilcisi ve büyükelçi olarak görev yapmış Mehmet Fatih Ceylan da Ankara Politikalar Merkezi yayınında yazdığı yazıda General Fazla ile paralel görüşleri savundu. Ceylan, “başta MSB olmak üzere resmi kurumların gerekli hallerde kamuoyunu yeterince ve zamanlıca bilgilendirmekten kaçınmaları” nedeniyle sis perdesi oluştuğunu söylerken kolordunun kuruluşunun aslında Temmuz 2023’te Vilnius/ Litvanya’da yapılan NATO Zirvesi’ne dayandığını anlattı. (Ceylan’ın yazdıklarındaki çelişkiyi gösteren ve kolordu planının zeminini sorgulayan önemli makalelerden birini Medyascope’ta Hakan Şahin yazdı.)
TEHDİDE GÖRE PLAN YAPILIR
Yakın zamana kadar NATO’da görev yapmış bir isimle konuştum. Ona MNC-TÜR meselesine nasıl yaklaşmak gerektiğini sordum. Paranoyak mıydık yoksa gerçekten takip mi ediliyorduk?
Eski NATO görevlisi, uzun uzun NATO’nun nasıl stratejik plan hazırladığını, bu planların nasıl müzakere edildiğini, sahaya nasıl yansıdığını, NATO karargâhında nasıl tartışıldığını, tarafların düştüğü şerhleri anlattı. Ancak asıl dikkat çektiği başka bir noktaydı:
“NATO Savunma Planları her zaman ortaya konulan bir tehdit değerlendirmesine göre hazırlanır. Bu tehdit değerlendirmelerinin yer aldığı dokümanlar NATO istihbarat dokümanlarıdır. Bunların en önemlisi NSIE’dir (NATO Strategic Intelligence EstimateNATO Stratejik İstihbarat Tahmini). Söz konusu doküman iki yılda bir güncellenir. NATO savunma/harekât planları bu dokümandaki tehdit değerlendirmelerine uygun olarak hazırlanır/revize edilir. MSB açıklamasından anlaşılan, NSIE Dokümanının 2023 yılındaki güncellemesinde NATO’nun güneydoğu kanadına ilişkin bir tehdit ortaya konmuş olması gerekmektedir. Bu tehdidin de büyük olasılıkla Rusya olarak düşünüldüğü anlaşılmaktadır. Tüm NATO üyesi ülkelerin konsensusu ile hazırlanan söz konusu dokümana böylesine bir tehdidin dahil olduğu değerlendirildiğinde NATO tarafından Güneydoğu Bölgesel Savunma Planı’nda bir Çokuluslu Kolordu Karargâhı kurulması ve unsurlarının teşkili talep edilmiş olabilir.”
Bu arada bir ek daha yapıyordu: “Normal şartlar altında, NATO Savunma Planlama Süreci ve bu süreç sonunda hazırlanan planlara göre kuvvet oluşturma (Force Generation) faaliyetleri gerçekleşir. MSB açıklamasının, söylediklerim ışığında değerlendirildiğinde, net ve gerçekçi ifadelerden uzak ve sürece dair şüphe uyandırıyor.”
RUSYA İLE DÜŞMANLAŞIYOR MUYUZ
Biraz dağıttık... Şimdi toparlayalım...
MNC-TÜR’ü savunanlar da şüpheyle yaklaşanlar da birkaç noktada ortaklaşıyor. Özetleyeyim:
- Türkiye’de NATO’nun bir çokuluslu kolordusunu kurma fikri, bu kolordunun yönetimi Türkiye’de olsa dahi, muhtemelen NATO’nun 2023 planlarına dayanıyor. Örneğin Ceylan’a göre Temmuz 2023’te Vilnius Zirve Bildirisi’nin 34. Maddesi, çokuluslu kolordunun zeminini tarif ediyor: “NATO’nun doğu kanadında mevcutlara ek olarak güçlü, uygun yerlerde konuşlandırılacak ve savaşa hazır kuvvetler oluşturma kararımızı yeniden vurguladık. Bu kuvvetler, mevcut muharebe gruplarından gerektiğinde ve gerektiği yerde tugay büyüklüğünde birliklere genişletilecek olup, güvenilir ve hızlıca ulaşılabilir takviye kuvvetleri, önceden konuşlandırılmış teçhizat ve geliştirilmiş komuta ve kontrol yapısıyla desteklenecektir.”
Özetle NATO’nun 2023’te yeni kuvvetler oluşturma kararına, Türkiye “Biz varız” diyerek katılmış. Nitekim MSB’nin açıklamasındaki 2023’teki karardan sonra “Niyetimiz 2024 yılında NATO’ya beyan edilmiştir” detayı bunu teyit ediyor. Belli ki düğmeye basan NATO!
- Öte yandan. Yine her iki tarafın kabul ettiği gibi... NATO’nun savunma planları somut bir tehdit-düşman saptamasına dayanıyor. 2023’te henüz İran savaşı yoktu. Türkiye’ye yöneldiği iddia edilen füzeler de... Ancak Ukrayna-Rusya savaşı başlamıştı. Nitekim NATO, 2023 zirvesinde iki somut tehdit-düşman tarif etti: Rusya ve terörizm. İkincisinin Suriye’de yaşananlarla güncelliğini yitirdiğini kabul edersek yeni kurulan kuvvetlerin açıkça Rusya’ya karşı olduğunu söyleyebiliriz.
- Kurulduğunu bir çalışanının sosyal medya paylaşımından öğrendiğimiz kolordunun hukuki yapısı. Meclis’e dahi bilgi verilmeden, gizli saklı, Türkiye’de bir çokuluslu kolordu kararı alınması eminim iç hukuk adına da tartışmalı.
Bakmayın Trump’ın “NATO’dan çıkarım” demesine... Bir süredir NATO üyeleriyle görünür şekilde mesafelenen Türkiye, topraklarını kendi talebi ile Rusya’yı düşman kabul eden bir çokuluslu kolorduya açarak kendisine “eski bir yeni” hat çiziyor. 7-8 Temmuz’da NATO zirvesinin Ankara’da yapılacağı güne hazırlanırken belli ki NATO ile yeniden nikâh tazeliyor. Adana ve boğazdaki yeni NATO kuvvetleri, bu nikâhın çeyizi gibi görünüyor. Suriye’de rejim değişikliğinden Halkbank davasının ertelenmesine kadar, ABD ile mayınlı alanlar temizlenirken kaynağı tartışmalı İran füzeleri ya da kuzeyden gelen insansız hava araçları sayesinde kamuoyu da bu nikâha zihnen hazırlanıyor.
Çocuklara Andımız’ın yerine yeniden o tekerleme öğretilir mi bilmem: On üç on dört on beş, Amerika kardeş!
