We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Memlekette iyi şeyler de oluyor

338 0 0
29.07.2021

Erdoğan, 15 Temmuz’un yıldönümünde konuşmuş, “Din kisvesi altında bu milleti sömürenlere prim vermeyeceğiz” demişti. Haliyle sözlerinde FETÖ dışındaki oluşumlara da açık kapı bırakması çok tartışılmıştı. Erdoğan, “Ne demek istiyor” derken Diyanet’in bu konuda bir rapor hazırladığını öğrendim.

Bu seferki gizli saklı da değil. Hatırlayın, devlet içinde örgütlenen yapılanma haberleri gündeme düştükçe, güvenlik bürokrasisinin bu konudaki uyarıları da konuşulur oldu. Polis Akademisi’nden çıkan raporlar ya da MİT’in uyarıları, “din alanı”nın FETÖ’vari yapılara karşı düzenlenmesini öneriyordu. Erdoğan da Diyanet’i zaman zaman göreve çağırdı. Tam da o günlerde Diyanet kaynaklı bir rapor kamuoyuna sızdırıldı. Derin dini bilgi içeren çalışma; tarikat, cemaat ve kişi merkezli oluşumları isim vererek sert bir dille eleştiriyordu.

Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, raporla ilgili, “O raporun şahsımla herhangi bir ilişkisi yoktur, rapor daha çok bir istihbarat dilini andırıyor” açıklaması yaptı. Gerçekten de Diyanet’in içinden çıktığı anlaşılan rapor, kamuoyuna açıklamak için hazırlanmamıştı. Öyle anlaşılıyor ki Görmez’in söylediği gibi, güvenlik bürokrasisinin elinin Diyanet’in birikimiyle birleşmesinden ortaya çıkmış bir metindi. Devlet bu raporla “din alanı”nı kendisi için yeniden tarif ediyordu. Raporun içeriğinden endişeye kapılan kimi cemaat-tarikat oluşumları, “hedefe konulduk” kaygısıyla kamuoyuna sızıntı yapmıştı. Sahipsiz raporun üstü örtülmekle kalmadı, bazı ilahiyatçılar görevlerinden alındı. Tarikat ve cemaatlerin kelle aldığı yorumları yapıldı.

İşte bir süre önce yaşanan bu dalgalanmanın ardından; Diyanet, geçen günlerde yeni bir rapor hazırladı. 56 sayfalık rapor, “Din İstismarıyla Mücadele: Sahih Dini Bilginin Önemi” başlığını taşıyor. Merak edileni başından söyleyeyim. Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün çalışmasıyla hazırlanan raporda, herhangi bir tarikat ve cemaat adı zikredilmiyor. Ancak isim verilmeden eleştiriliyor.

Raporda, “din istismarı”nın başladığı nokta şöyle tarif edilmiş: “Ne zaman ki insan dine hizmet etmeyi bırakıp onu kendi hizmetinde kullanmaya başlamışsa, orada istismar vardır.

Diyanet’in raporunda “istismarcı gruplar” açıkça karşıya alınıyor: “Sadece Kuran’ı........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play