menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hâkim dövmenin dayanılmaz hafifliği

324 63
previous day

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Adalet bakanı sıkça aynı cümleyi kullanıyor: Türkiye bir hukuk devletidir.

Gelgelelim, çoğu kişiyi ikna edemiyor. İkna etme şansı da yok. Çünkü neyin ne olduğunu ancak çizginin öbür tarafındakiler anlayabiliyor.

Çizginin öbür tarafına nasıl geçilir? Yani yargılayan nasıl mağdur olur da hukuk arar? Nasıl “hukuk arama mücadelesi”ne karışır?

Biliyorum, zor. Ama “yapılmışı var” dedikleri bir dosya var. Önümde duruyor. Üstelik yargı ağlarını karıştırmış.

Şöyle anlatayım...

E.K. 30 yaşında genç bir hâkim. Büyükçekmece Adliyesi’nde görevli. Başından geçenlere kadar tıpkı adalet bakanı gibi “Türkiye bir hukuk devletidir” diye düşünüyordu.

Geçen 29 Haziran’da evlendi. Evliliklerinin ilk günlerinden itibaren eşi D.K. ile geçimsizlik yaşıyorlardı. Ağustos ayında, yıllık izinde, E.K’nin memleketi Ordu’ya gitmişlerdi. E.K’nin ailesi ile eşi anlaşamıyordu. Yine tartıştılar. Boşanmayı konuştular. Eşi eşyalarını toplayıp İstanbul’a geldi.

Hâkim E.K. küstüğü eşinin peşinden gitmedi. İki hafta iki eş birbirlerini aramadılar. İki hafta sonra, 31 Ağustos’ta, Hâkim E.K. İstanbul’a evine geldi. Ancak eşi kapının kilidini değiştirmişti. Eşine mesaj attı. Eşi “Bekle” dedi. Her şey bundan sonra başladı.

Hayır, konumuz iki eş arasında olanlar değil. Zaten o konular bu köşenin meselesi değil.

E.K. eşini beklerken eşinin ağabeyi geldi. Belinde silah vardı. Kardeşiyle boşanma aşamasındaki E.K’ye öfkeliydi. Önce biraz konuştu. Sonra hakaret etti. Tehdit etti. Sonra “Seni evde bekliyorlar” diyerek arabayla diğer kız kardeşinin evine götürdü.

Hâkim E.K’nin verdiği ifadeye göre evde yedi kişi vardı.........

© Cumhuriyet