Teftişe geliyorum, ona göre hazırlan!

Bazen öyledir. Önünde belge vardır ama gerçek olmamasını istersin. Bir açıklaması vardır elbet, dersin. Öyle ya, ne rezaletler görmüştür gözlerin ama işte şaşırmaktan da vazgeçmezsin. Hem insanlığın hem gazeteciliğin gereğidir bu, öyle öğrenmişsindir.

Belge, 18 Mart tarihli bir genelge. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sorumluluğundaki teftişlerin nasıl yapılacağına dair yeni kurallar getiriyor. Genelgenin birinci maddesinden anlıyoruz ki maden ocaklarından inşaatlara, fabrikalardan tehlikeli madde barındıran büyük tesislere kadar birçok işyerini ilgilendiriyor. Devletin, bu ticari kuruluşları denetleme yetkisinin sınırlarını belirliyor.

Belgede “İş sağlığı ve güvenliği yönünden yapılacak teftişlerde aşağıdaki hususlara uyulacaktır” denerek şu şart getiriliyor: “İşyerine gidilmeden en az 15 gün önce işverene tebligat gönderilecektir.”

Yanlış okumadınız. Bakanlık, müfettişlerine şu emri veriyor: “Bundan böyle, bir işyerine teftişe gitmeden önce, patronu ‘Ben şu tarihte geliyorum, ona göre’ diye bilgilendireceksin.”

Haliyle, teftişin geleceğini gören ve cezalandırılmak istemeyen işveren ne yapacak? Göstermek istemediklerini tebligatta yazan tarihte müfettişten gizleyecek, problem yaşadığı işçilere o gün izin kullandıracak. Sadece o bildikleri teftiş gününde çocuk ya da sigortasız işçileri getirmeyerek, yaptırımdan kurtulacak. Yani, sadece o tarih için göstermelik önlemler alacak. Örneğin bir maden patronu, güvenli olmayan, hiç açılmaması gereken bölümlerinin girişini kapatıp teftişten kaçırabilecek.

‘BAKANLIK: REHBERLİK İÇİN YAZDIK!’ 

Bu inanılması güç belgeye dair, Çalışma Bakanlığı’nı aradım. Bakanlığın basın müşaviri Ramazan Furkan Türkan’a bu genelgenin neden çıkarıldığını sordum. Belgenin doğruluğunu teyit eden bakanlık yetkilisi Türkan özetle şunları söyledi:

“18 Mart tarihli genelgenin yazılma mahiyeti, teftişten ziyade rehberliğe yönelik. Biz hem rehberlik hem teftiş yapıyoruz. Yani neyin nasıl yapılması gerektiğine........

© Cumhuriyet