Diyelim ki ABD başkonsolosu ile görüşüp Fethullah Gülen’in vize sorununun çözülmesini istediniz...

Diyelim ki Fethullahçılara yaptığınız on binlerce dolarlık yardımı ABD’li diplomatlara ballandıra ballandıra anlattınız...

Diyelim ki hem sizin hem oğlunuzun hakkında FETÖ soruşturması açıldı...

Diyelim ki Fethullah Gülen’in talimatıyla Bank Asya’da milyonlarca dolarlık hesaplar açtınız...

Diyelim ki hakkınızdaki soruşturmadan dolayı tüm ailenizin pasaportlarına tahdit konuldu...

Diyelim ki yeğeniniz de FETÖ üyeliğinden cezalandırıldı...

Diyelim ki örgüt üyesi yeğeninizin ByLock üzerinden gizlice konuştuğu kişilerden biri de oğlunuz çıktı...

Diyelim ki o ByLock hattı da sizin adınıza kayıtlıydı...

Diyelim ki tüm bunlara rağmen nasıl olduysa oğlunuzu yurtdışına kaçırabildiniz...

Diyelim ki sizin ve ailenizin aleyhine birçok açık tanık ifadesi var...

Diyelim ki soruşturmanızı yürüten savcı da FETÖ borsasının adliye ayağındaki isimlerden biriydi...

De de bitmez. Peki, tüm bunlar ve daha fazlası varsa başınıza ne gelir?

Söyleyeyim:

Çok zenginseniz ve “paylaşmayı” seviyorsanız...

İstanbul Boğaziçi’ndeki paha biçilmez araziniz cumhurbaşkanı ve bakanların imzası ile imara açılır.

Zeynel Abidin Erdem işte tam da bunları yaşadı.

Şimdi, diyorum...

Acaba Erdem, yurt yapılmasına izin verilen arazisini AKP’ye yakınlığıyla bilinen vakıflara verir mi dersiniz? Benimki de komplo teorisi canım!

“Bilgi olarak söylüyorum: Bunların hepsi sistematik bir projenin eseri.”

CHP Genel Merkezi’nden bir bilen böyle diyordu. Ona göre, “AKP kötü ama muhalefet daha kötü; şu kişi aday gösterilmezse oy vermeyin” söyleminin yaygınlaşması tesadüf değil.

Meğer ana muhalefet partisinde şu görüş hâkimmiş: AKP anketleri görüyor ve eriyen oylarını toparlayamıyor. Sonunda bazı araştırma şirketleriyle birlikte yeni bir stratejiyi geliştirdiler. “Madem biz oylarımızı artıramıyoruz, muhalefetin yükselişinin önüne geçelim” dediler. Stratejinin temel mantığı bu.

CHP’deki yaygın iddiaya göre, bu proje için yandaş “bilinmeyen” siyasetçisinden gazetecisine bazı isimlerle de anlaşıldı.

Bu tez doğru mu, AKP’ye oy vermeyecekler sandıktan uzaklaşır mı, zamanla ortaya çıkar...

Okuyunca fark ettim ki insan çok özlüyor böylesi kararları...

Bundan iki yıl önceydi...

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefete yönelik “beşinci kol” ifadesine tepki gösterdi. Özel “beşinci kol” terimini ilk kullanan kişinin İspanya diktatörü Franco olduğuna işaret etti ve Erdoğan’ı, “Franco özentisi diktatör bozuntusu” diye eleştirdi.

Sonrası malum, Erdoğan da Özel hakkında 250 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı.

İşte duydum ki o davada karar çıkmış. Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi davanın reddine karar vermiş. Beni asıl heyecanlandıran ise bu karar verilirken yazılan gerekçe. Özetleyerek alıntılıyorum:

“Somut olayda, davacı Sayın Cumhurbaşkanının toplum tarafından azami seviyede bilinen, tanınan, konuşma ve davranışları tüm toplumca ayrıntılarıyla takip edilen, icraatı herkesi etkileyen veya etkileme potansiyeline sahip bir kimse olması ve en yüksek yürütme ve devlet makamında bulunması itibarıyla, kendisine muhalefet edilmesi ve işbu muhalefetin de kendisini sertçe eleştirmesi gayet tabiidir; bu durumda davacı Sayın Cumhurbaşkanının kendisine yönelik şiddetli siyasi eleştiri içeren ifadelere karşı aynı durumda olmayan kimselerden daha yüksek seviyede tahammül göstermek mevkisinde olduğu değerlendirilmektedir.”

Haliyle Erdoğan bu karardan hiç hoşnut olmamış. Dosya şimdi istinafta, bakalım orası ne diyecek...

QOSHE - Komplo teorisi mi - Barış Pehlivan
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Komplo teorisi mi

308 1 105
26.08.2022

Diyelim ki ABD başkonsolosu ile görüşüp Fethullah Gülen’in vize sorununun çözülmesini istediniz...

Diyelim ki Fethullahçılara yaptığınız on binlerce dolarlık yardımı ABD’li diplomatlara ballandıra ballandıra anlattınız...

Diyelim ki hem sizin hem oğlunuzun hakkında FETÖ soruşturması açıldı...

Diyelim ki Fethullah Gülen’in talimatıyla Bank Asya’da milyonlarca dolarlık hesaplar açtınız...

Diyelim ki hakkınızdaki soruşturmadan dolayı tüm ailenizin pasaportlarına tahdit konuldu...

Diyelim ki yeğeniniz de FETÖ üyeliğinden cezalandırıldı...

Diyelim ki örgüt üyesi yeğeninizin ByLock üzerinden gizlice konuştuğu kişilerden biri de oğlunuz çıktı...

Diyelim ki o ByLock hattı da sizin adınıza kayıtlıydı...

Diyelim ki tüm bunlara rağmen nasıl olduysa oğlunuzu yurtdışına kaçırabildiniz...

Diyelim ki sizin ve ailenizin aleyhine birçok açık tanık ifadesi var...

Diyelim ki soruşturmanızı yürüten savcı da FETÖ borsasının adliye ayağındaki isimlerden biriydi...

De de bitmez. Peki, tüm bunlar ve daha fazlası varsa başınıza ne gelir?

Söyleyeyim:

Çok zenginseniz ve “paylaşmayı” seviyorsanız...

İstanbul Boğaziçi’ndeki paha biçilmez araziniz cumhurbaşkanı ve bakanların........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play