We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Balaban’ın ışıkları

13 3 0
17.06.2019

Nâzım Hikmet’in “İşte seyreyle gözüm hüne­rini” dediği ressam İb­rahim Balaban, “Şair Baba ve Damdakiler”in İbram Ali’si delikanlı ruhunu ve umudu­nu hiç terk etmeden geldi geçti bu dünyadan. En azın­dan ben onu hep böyle hatır­lıyorum.
Resimlerini zaten bilip hay­ran olduğum Balaban’ın ce­zaevi yaşamını, 12 Mart dö­neminde kendim de ceza­evindeyken öğrenmiştim. “Şair Baba ve Damdakiler”i Sağmalcılar’da okumuş, elimden bırakamamıştım. Neredeyse 40 yıl sonra bu kitaptan yapılmış bir oyun­laştırmayı Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahneye ko­yacağımı, Balaban’ın da tüm ailesiyle birlikte oyunu izle­meye geleceğini hayal bile edemezdim herhalde…

Kerbela
Balaban ile ilk yüz yüze ta­nışmam ise sanırım TÜYAP Kitap Fuarı’nda, 90’lı yıllar­da oldu. İlhan Selçuk tanış­tırmıştı bizi. Hayranı olduğum ressamlar, Nuri İyem, Av­ni Arbaş, Abidin Dino da ora­daydı. 2008’den sonra, en az üç dört yıl sık sık görüştük. “İbram Ali”nin çocuk gözle­rindeki heyecanı; yaptıklarını, yapmak istediklerini, projele­rini anlatırken yaşadığı coş­kuyu hiç unutmuyorum.
2009’da “Kerbela”yı sah­neye koyuyordum. O sezon Devlet Tiyatroları’nın 60. yı­lıydı, Genel Müdür Lemi Bil­gin de sahnelenen oyunla­rın afişlerini ressamlarımız­dan istemek gibi güzel........

© Cumhuriyet