We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yönetemeyen Demokrasi Arızalı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli

7 0 0
16.10.2019

Cumhuriyet’te “Yöneteme­yen Demokrasi” başlığı­nı taşıyan bir yazım ya­yımlanmıştı (22.07.2009) Konu­yu günümüz gerçekleri açısın­dan yeniden ele almayı uygun gördüm.
“Yöneten-Yönetmeyen Demok­rasi” kavramı ünlü siyaset bi­limci Prof. George Bordeau tara­fından ele alınıp incelenmiştir.
Prof. G. Bordeau, Yöneten De­mokrasi adlı 3 ciltlik yapıtında, kimi siyasal partilerin demago­ji ve halk dalkavukluğu yaparak seçimlerde tepkisel oyları ele geçirebildiklerini, ancak böyle­si durumların demokratik ya­şamda daha büyük yeni sorun­lara yataklık ettiğini ele alır ve irdeler. Yazar, yetersiz ve dona­nımsız siyasal iktidarların oluş­ması sonunda, kaybedenin as­lında “yönetilen”lerin yani hal­kın kendisinin olduğunu savu­nur ve bu gibi ülkelerin sonun­da “yönetemeyen demokratik sistemlere” dönüştüğünü vur­gular.

Aşırı Yük Teorisi
ABD’de ünlü Colombia Üniversitesi’nin siyaset bilimi öğretim üyesi Prof. Dr. Giovan­ni Sartori ise, Demokrasi Teori­sine Geri Dönüş adlı yapıtında, “Yönetemeyen Demokrasi” bağ­lamında “Aşırı Yük ve Sorun Çö­zemeyenler” kavramlarını irde­lemiştir.
Prof. Sartori, bir ülkede siya­sal iktidarın çözmekle yüküm­lü olduğu sorunların ağırlığı­nı belirtmek amacıyla “overlo­ad” (aşırı yük) olgusunu ortaya atmıştır.
Örneğin toplumsal sorunlar, dış politika ve ekonomi alan­larındaki birçok sorunla (aşırı yük), karşı karşıya olan bir ül­ke, bu konuda “sorun üreten” değil, “sorun çözen” siyasal ikti­darlara gereksinim duyar.

Popülist Yaklaşım
Ancak, iktidara gelen siyasal parti eğer sorunları görmezden gelerek popülist davranışlarla zaman geçirirse, siyasal ve top­lumsal sorunlar birikir. Bu nok­tada “sorun çözücü” olmak ye­rine, “sorun yaratıcılık” ve “so­run üreticilik” ortaya çıkar ki bu da “yönetilmezlik” (ungover­nability) olgusunu yaratır ve so­nunda durum, “yönetemeyen demokrasi”ye dönüşür.
Prof. Sartori’ye göre, bir ül­kede hem “aşırı yük” (ağır so­runlar), hem de sorun çözeme­mek ve “gerginlik” öne çıkıyor­sa, “yönetilmezlik” yani “yöneti­lemeyen demokrasi” olgusu or­taya çıkmaktadır.
Sartori bu noktada şu yargı­ya varıyor: Toplumsal sorunları çözemeyen siyasal iktidarların sürdürülmesi imkânsızlaşıyor ve kaçınılmaz olarak, uzun dö­nemde erimesine, ufalmasına yol açıyor.
Şimdi Türkiye’ye bakalım ve sınırlı da olsa sorunları sırala­yalım:
♦ İşsizliğin en üst düzeyde ol­duğu, her üç gençten birinin iş bulamadığı, ekonomik daral­manın son 79 yılın en üst düze­yine, yüzde 30’lara ulaştığı bir ekonomik durum. İşçilerin te­dirginliği, tarım kesiminin gide­rek yoksullaşması.
♦ Enflasyonun çift rakama yükselmesi, TL’nin değer kay­betmesi.
♦ Hukuk devleti ilkelerinden sürekli uzaklaşma.
♦ 40 yıldır süren terör konu­su.
♦ Dış politikada güney sınırı­mızda, milli çıkarlara ters düşen koridor yaratılması ve bunun başta ABD olmak üzere ulusla­rarası camiada desteklenmesi.
♦ Suriye sorunu ve bunlara ilave olarak S-400 ve Kıbrıs’ta petrol arama........

© Cumhuriyet