We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hukukun Üstünlüğü ve Demokrasi

7 11 0
20.06.2019

Bir ülkenin demokratik hukuk devleti olarak tanımlanabilmesi için öncelikle özgürlüklerin ve en önemli güvencelerin başında bilinçli ve dinamik bir kamuoyu ile yargı bağımsızlığının gerçekleşmesi gelir.

Hukuk devleti alanında geçen hafta son derece önemli bir gelişme oldu. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. Dava Dairesi Yüksek Seçim Kurulu’ndaki bir uygulama ile ilgili bir karar verdi. Bu karar Cumhuriyet gazetesinde pazar günü “mühürsüz oylara yargı yolu” başlığı ile manşetten duyuruldu.
Bu yazımızda, İstanbul Barosu tarafından yürütülen bu davanın içeriği, bu dosya üzerinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. Dava Dairesi’nin verdiği karar ele alınacak ve bu kararın hukukun üstünlüğü ilkesi ile ilişkisi irdelenecektir.
Konuyu kısaca özetleyelim.
Yüksek Seçim Kurulu(YSK), 16 Nisan 2017’deki anayasa değişikliği referandumu sırasında, “mühürsüz oy zarfı ve pusulalarını yasanın açık hükmüne karşın geçerli sayan” bir karar verdi. YSK, seçimlerin Temel Hükümleri Yasası’nda açıkça belirtilen “mühürsüz zarfla verilen oy geçersizdir” kuralını bozmuş oluyordu.
Burada, YSK üyeleri yasaya aykırı olarak bir karara imza atmış oluyordu. Bu karara karşı İstanbul Barosu harekete geçti ve avukat Atilla Özen aracılığıyla YSK üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcılık, YSK’nin Danıştay kökenli olanlarının dosyasını Danıştay’a, Yargıtay kökenli olanlarınkini ise Yargıtay’a gönderdi.

Danıştay işleme koymadı
Ancak Danıştay Genel Sekreterlik Bürosu, 2 Ekim 2017’de, “Danıştay meslek mensupları hakkında işlem yapılmasına yer olmadığına” karar verdi.
İstanbul Barosu, Danıştay Genel Sekreterliği Bürosu’nun idari işlem niteliğindeki bu kararının iptali istemiyle Ankara 5. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. “Esasa” girmeyen 5. İdare Mahkemesi, davayı “ehliyet” yönünden reddetti. Baro, bunun üzerine kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıdı.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdare Dava Dairesi konuyu inceledi ve “baronun dava açma ehliyeti olduğuna” karar vererek, idare mahkemesinin kararını kaldırdı. 21 Mart’ta verilen karar, baroya ancak tebliğ edildi.
Dava konusu işlemin baronun menfaatını etkilemekte olduğu hususunun açık olduğu vurgulanan kararda, “Bu durumda; davacının şikâyeti üzerine tesis edilen idari işlemin iptalini istemekte meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi ve ehliyeti bulunduğundan, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, ehliyet yönünden davanın reddi yolunda verilen istinafa konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır” değerlendirmesi yapıldı.

Mühürsüz oy nedeniyle işlem
Böylece Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi, rejim değişikliğine neden olan 16 Nisan referandumunda, mühürsüz oyları yasaya rağmen geçerli sayan YSK üyelerinin soruşturulması yolunu açabilecek önemli bir karar verdi.
İstanbul Barosu’nun dava açma ehliyeti olmadığına karar veren idare mahkemesinin kararının, Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırılması, İstanbul Barosu’nun idari işlemin iptalini istemekte meşru ve güncel bir menfaat ilgisi ve ehliyeti bulunduğunu” vurgulaması hukuk devleti yönünde önemli bir gelişmedir.
Bu karar sonrasında, idare mahkemesi, Danıştay’ın dilekçeyi işleme koymama kararının iptali talebini esastan görüşecek. Eğer mahkeme bu işlemi iptal ederse Danıştay, YSK kökenli üyeleri hakkında “mühürsüz oy”dan soruşturma açmak zorunda kalacaktır.

Hukuk devleti........

© Cumhuriyet