2025’ten 2026’ya iç ve dış politikada gelişmeler |
2025 yılı Türkiye için, Türk toplumu için zor bir yıl oldu. Bu yazımızda toplumu etkileyen iç ve dış politika konuları üzerinde durulacaktır.
Öncelikle belirtelim ki enflasyonun yükselmesi gelir gider dengesindeki sarsıntılar, hayat pahalılığının artması, ekonomi alanını Türk halkı için en önemli konu durumuna getirmiştir.
2025 yılı yüzde 30’un üzerinde bir enflasyonla kapandı. 2026 için öngörülen yüzde 19’luk enflasyon düzeyinin tutturulabileceği de çok şüpheli görülüyor.
Türk ekonomisinin en can yakıcı birinci sonucu, yüksek enflasyondur. İkincisi, yanlış ekonomi politikalarıyla daha da keskinleşen gelir dağılımındaki bozukluktur.
AKP’nin seçim stratejisi Türkiye 2 yıl içinde er ya da geç bir genel seçime gidecektir. AKP seçimler için ana muhalefet partisi CHP’yi hedef alan iki düzeyli bir siyasi mühendislik stratejisi uyguluyor. Bu projenin temel unsurları şöyle özetlenebilir:
19 Mart 2025’te belediye başkanlarının görevden alınması ve tutuklanması üzerinde yoğunlaşan bir siyasal harekete girildi.
Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere Adana, Antalya gibi büyükşehirlerin; Beşiktaş, Şişli, Esenyurt gibi önemli belediyelerin başkanları tutuklandı. Tutuklanan belediye başkanlarının sayısı 15’e ulaştı. Birçok belediyeye kayyım atandı. Bu hareket AKP’nin CHP’ye karşı uyguladığı siyasi projenin birinci aşamasıdır.
İkinci düzey, CHP’nin kongrelerinin ve kurultayının geçersiz sayılması için Ankara’da sürdürülen “mutlak butlan” davası ve aynı biçimde CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atanmasıdır. Amaç, CHP’yi kendi sınırları içinde hapsetmek ve CHP’yi kamuoyunda ve kendi içinde tartışılır duruma sokmaktır.
Bu strateji için tutuklamalar, iddianameler, yargı kararları birbirini izliyor. Bu strateji bir ölçüde başarılı olmuş gibi görünse de Türk toplumu, tüm bu girişimlerin ana muhalefet partisini susturmaya dönük olduğunu kabul ediyor; bu nedenle ileri sürülen iddialar temel olarak benimsenmiyor.
Yolsuzluklar kuşkusuz izlenmeli; adil yargılanma ve tarafsız, hukuksal yollarla ortaya çıkarılmalıdır. Ancak iktidara yakın belediyelere dokunulmazken sadece CHP’li belediyeler üzerinde yargısal denetim yollarına gidilmesi ve belediye başkanlarının cezaevlerine konulması halk kitlelerince “adaletsiz” bir hareket olarak değerlendiriliyor.
Ankara eski büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek’e kol kanat gerilmesi ve korunması bunun en çarpıcı örneğidir. Bu durum halk kitlelerince “adaletsiz” bir davranış olarak değerlendiriliyor, izlenen bu yol sonuçta AKP iktidarının aleyhine oluyor. Halk kitlelerinin bu izlenen yolu “adaletsizlik” olarak değerlendirmesi, temelde ekonomiyi de etkiliyor. Ortaya çıkan adaletsiz uygulama ekonomik yaşamı etkiliyor, güven ortamı sorgulanır duruma geliyor. Sonuçta döviz kurunun daha hızlı yükselmesine, enflasyonun beklenenden daha da etkili olmasına yol açıyor.
AKP böylece CHP’ye zarar vermek için uğraşırken kendi siyasal iktidarı için olumsuz bir durum yaratıyor.
AKP siyasal iktidarının ana muhalefet partisi CHP’ye karşı uyguladığı strateji böylece özetlendi.
AKP’nin bu politikaları karşısında ana muhalefet partisi ne yapıyor? Nasıl bir politika izliyor? Ona da bakalım.
Bu durumda CHP üç cephede birden savaş veriyor. Birinci cephe, 19 Mart 2025’ten bugüne kadar geçen 9 ay içinde partinin iç işleriyle ilgili “mutlak butlan” ve “kayyım” davalarına karşı hukuk savaşı veriliyor. CHP, bu savaşı kazanmak için Türkiye’de tüm ilçelerde kongrelerini tamamladı. Ardından il kongrelerini ve kurultayını yaptı. Tüm bu kongreler seçim yasasının kuralları içinde hukuka bağlı olarak ilçe ve il seçim kurullarının denetiminde gerçekleştirildi.
Ancak siyasi iktidar CHP’nin kendi içine kapanmasını sağlamak, CHP’yi kendi içinde adeta hapsetmek için yargıyı kullanarak yeni davalar açıyor. Ankara’da görülen “mutlak butlan” davası ve İstanbul’daki kayyım davası bunlara örnektir. Bu uygulamalar hâlâ devam ediyor. Toplumun bu konuyu teknik, hukuksal ayrıntılarına bakarak izlemesi olanaksızdır.
Ancak toplum konuya kuşbakışı ve adalet penceresinden bakıyor. Yapılan kongrelere karşın Ankara’da hâlâ “mutlak butlan” davası, İstanbul’da komedi haline gelen “kayyım” davasının devam etmesi karşısında CHP’yi haklı buluyor.
CHP, partinin iç işleyişini ilgilendiren konularda hukuk savaşı verirken kamuoyunu ihmal etmiyor. 19 Mart 2025’ten bugüne kadar 78 miting yaptı. Doğrudan halka gidiyor, durumu halka anlatıyor.
Bir konuyu burada belirtmeliyiz ki 75 yıllık siyasal yaşamında Türkiye’de 9........