We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Amsterdam ve ölçülü romantizm (*)

24 0 0
29.08.2021

İlk kez göz göze gelinen bir kent, buğulu bakışlarına gökkuşakları yansımış yeni bir sevgili kadar vaatkâr olmayabilir. Ama kesinlikle büyü ve efsane yüklüdür.

Amsterdam elbette yeni bir kent değil.

Bu yüzden buğusunu da büyüsünü de yaşamak, kanallarıyla yarışa kalkmış sokaklarının kiminle nasıl arşınlandığına bağlıdır...

Efsane şöyle:

Her ülkeden çok sayıda erkek aynı gece, aynı rüyayı görmüş:

Bir kadın, gece vakti bilmedikleri bir kentte, sırtı dönük koşuyormuş. Kadın, uzun saçlı ve çıplakmış. Nefes nefese bir kovalamaca saatlerce sürmüş. Dönmüşler, dolaşmışlar ama hiçbirisi değil dokunmak, kadına yaklaşamamışlar bile.

Sonunda birbirini kesen karanlık yollarda kaybolmuş uzun saçlı, çıplak kadın.

Uyandıklarında ise “Hiç değilse, bu esrarengiz kenti bulalım” diye yola çıkmışlar.

Sonunda o kenti değil ama birbirlerini bulmuşlar.

Ve hep birlikte düşlerinde gördükleri kentin benzerini kurmaya karar vermişler. Yollarını ise kadının hiçbir zaman kaçamayacağı, dönüp dolaşıp aynı yere gelebileceği biçimde düzenlemişler.

Italo Calvino’nun aktardığı bu masal Amsterdam’ın iskeletini mi yansıtıyor, yoksa “hayat kadınları”nı kırmızı ışıklı vitrinlere çıkarmış dünyanın ilk kentinin cemaziyülevvelini mi?

Bu soruyu deniz seviyesinin altında olduğu için “Aşağı Ülke” diye de anılan Hollanda’nın fiili başkentini adımlarken düşünmek biraz riskli. Zira bisiklet........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play