Narsisizmin küresel yayılımı |
İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor. Bir yanda Atlantik ötesinde, hegemonya hırsını jeopolitik haydutluğa dönüştüren; Kanada’dan Grönland’a, Küba’dan Kolombiya’ya dek tüm dünyayı emlak ofisinin parçası sanan D. Trump afeti; öbür yanda bu öznenin güdümünde, halkını sistematik ve acımasız bir yoksullaşTIRma sarmalına mahkûm eden yerel narsisizmler... Ülkemizdeki gibi!
Peki, nasıl oluyor da bu denli ağır patolojiler, hastalar, kitlelerin kurtarıcısı olarak tepelere tırmanabiliyor?
Erich Fromm, malign (habis) narsisizmi, insanlığın en ağır patolojisi ve yıkıcılığın kökü olarak tanımlar. Fromm’a göre bu kişiler için dünya, salt kendi ihtiraslarının aynasıdır. Dış dünya ve o dünyanın insanları, ancak bu narsistin yüceliğine(!) hizmet ettikleri sürece değerlidir. Trump’ın Venezüella’da açık haydutluğu, egemen bir devletin başkanını paketleyip götürme cüreti, yalnızca siyasal bir kurgu değil; Fromm’un tanımladığı nekrofil (ölüm ve yıkım sevici) gücün, uluslararası hukuku ve barışı hiçe sayan vahşetidir.
Carl Jung ise bu tabloyu kolektif gölge kavramıyla açıklar. Toplumlar, kendi içinde bastırdıkları öfkeyi, hırsı ve öteki’ne duyulan nefreti, narsisist (öz sevici) liderlerde somutlaştırır. Bu liderler, kitlelerin........