We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Alaca bir ülke: Ürdün

2 0 0
03.03.2021

Adam: Bu çiçekleri çadırın etrafına dikeceğim.
Kadın: Biz yine buradan gideceğiz. Bu çiçeklere kim bakacak?
Adam: Bundan sonra bu çiçeklere biz bakacağız. Çünkü artık yerleşik hayata geçiyoruz der.

Ürdün’de Kızıl Vadi, Wadi Rum’da bir bedevi çadırında, kınadan koluma çiçek motifleri işlenirken dinledim bu hikayeyi. Bu çiçek motifli dövme ile bedevi adamın karısına verdiği söz, nesillerden nesillere aktarılıyor.

Dünya turumuzun henüz daha başlarındayken dinlediğim bu hikaye, bugün bile hala şu soruyu aklımda canlandırıyor: “Yerleşik hayat ve düzen mi, yoksa bedeviler gibi dünyanın dört köşesini gezmek mi?” Seni hangisi daha mutlu eder?




Mecburi yerleşik hayat, evde yaşama geçişte ilk yaptığınız ne oldu?

Geçen yıl bu zamanlar hepimiz ev-iş arasındaki yolculuğu bile bir kenara bırakıp evlerimize, mecburi yerleşik hayata geçtik. Bunca yıl dünyanın dört bir yanında, bir tek bavul ile aidiyet hissi kurmaya çabalarken, bu büyük değişiklik beraberinde yeni hobiler de getirdi.

Benim ilk yaptığım şey, bir saksı, biraz toprak, gübre ve tohumlar edinmek oldu. Balkona, bahçeye çiçekler ve çilekler ekmeye başladım. Bir canlı varlığın tohumdan meyve olana kadarki sürecini izlemekten büyük keyif aldım.

O gün bunu yaparken, çiçek ekmekle yerleşik hayat arasındaki bu güçlü bağı fark edememiş olsam da bugün yeniden Ürdün’de çölde geçirdiğim zamanları düşününce, bilinçaltımızın nasıl işlediğini hatırlıyorum ve anılarım keyifle göz kırpıyor uzaklardan.

“Dünya bir kitaptır ve seyahat etmeyenler onun yalnızca bir sayfasını okurlar”

Geçen yıl bu zamanlardı... Seyahat kısıtlamaları geldi. Neredeyse bir yıl oldu ve dünyanın onlarca köşesindeki hazineleri keşfetmeye gidemedik. Peki şimdi Aziz Augustine’nin “Dünya bir kitaptır ve seyahat etmeyenler onun yalnızca bir sayfasını okurlar” sözündeki gibi yalnızca bir sayfa mı okuyabiliyoruz bu dünya kitabında?

Diğer sayfalarda ne var diye merak edenler için, bugüne kadar gördüğümüz sayfaları paylaşsak ve hepimizin içinde o sayfaların renkleri uçuşsa... İşte o zaman bazı gittiğimiz yerler zihnimizde yeniden canlanırken, bazı henüz görmediklerimiz de bize taptaze yerler de gözümüzde canlanacak ve hepimizin zihninde birer gökkuşağı motifi oluşacak.

Şimdi bu renk şölenini, dünya kitabının renklerini ve sayfalarını birlikte kurcalamak için alaca renkli ülke Ürdün’e gidiyoruz.

ALACA BİR ÜLKE: ÜRDÜN

Bir ülke hayal edin, çölün ortasından geçip, suya ulaşıyorsunuz. Bir yanınız Wadi Rum kızıl kumlar, bir yanınız masmavi Akabe körfezi. Pembe-bakır rengi arasında gözlerinizi kamaştıran Petra gibi tarihe tanıklık etmiş bir antik kent ve yemyeşil bir yoldan geçerek ulaştığınız içinde mucizeler barındıran Lut Gölü aynı topraklara sahip. Bu ülkeye başkentlik yapan şehir ise dümdüz bir sarıya yakın rengi ile Amman. İşte, Alaca renkleriyle Ürdün böyle bir ülke.

SARI ŞEHİR: AMMAN

Türkiye’den Ürdün’e uçuşlar genellikle Ürdün’ün başkenti Amman’a oluyor. Queen Alia havalimanı bir merkez şehir havalimanına göre oldukça küçük geliyor gözümüze. Türk vatandaşı olduğumuz için vizeden muaf olanların sırasına girip sıcak bir karşılama ile kolayca girebiliyoruz ülkeye.

Şehir merkezine vardığımızda, otele gidene kadar yolda kalabalığı seyre dalıyorum. Tam bir Arap şehri. Kalabalıklar içindeki ahengi gözlemleyebiliyorsunuz. Fonda bir müzik olsa, Anadolu Ateşi topluluğu gibi dans ettiklerini bile zannedebilirsiniz.

Otele eşyaları bırakıp günbatımı izlemeye Citadel’e doğru yol alıyoruz. Dört yol ağzına geldiğimizde, bulvarın ortasındaki yeşilliğin yanında mermer üzerine oturmuş 2 amca karşımıza çıkıyor. Önlerine........

© CNN Türk


Get it on Google Play