We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Zeytin Ağacı’na alternatif son..

3 0 0
03.08.2022

Tabi bunda 2014-2015 yıllarında ömrümde ilk defa katıldığım şamanik aile dizimi açılımını yaşamış, o günden sonra da bu deneyimden kopamamış biri oluşumun katkısı büyük. Çünkü yıllardır benim bu deneyime olan yakınlığımı bilen, tanık olanlar “Duygu, Zeytin Ağacı dizisini izledin mi?” diyerek beni bir dolu mesaj ile bu dizinin başına oturtunca geriye dizinin bende çağrıştırdıklarını yazmak kaldı.

Kalıplaşmış bir yapıyı kırıp parçalamak. “Burası sınırdır, burayı geçemezsin !” diyenlerin koyduğu sınırın ötesine geçmek. Özgürleşmek, yalnızca kendine ait olanları taşımayı seçmek ve bugün geldiğin yerin gizli anlamını öğrenmeyi istemek.

Dışardan nasıl görünmesini istiyorsak öyle göstermektense olanı olduğu gibi aktarmanın peşine düşmek.

Göze batmamak, çıkıntı olmamak, dikkati çekmemek için yaşadığımız duyguları gizli yaşamak veya yaşamaktan kaçmak yerine açık olmak.

Ne zor değil mi ama bu duyguları yaşamak.. Resmen kaygan bir zeminde son hız koşmak gibi bazen bu hayatta insan olmak..

Hızlandığın an yere düşme ihtimalin artıyor eğer hala onca yolculuğun sonunda kendinle tutarlı, yakın ve olgun bir ilişki içine girememişsen.

Eleştirdiğin her şey, perdenin öbür tarafında hanene bir eksi puan daha yazıyor ve farkında olmuyorsun eleştirirken “Ben burayı anlamadım bana da aynı şekilde yaşat ki iyi öğreneyim.” dediğinin.

Ne tuhaf değil mi?

İç yüzünü bir tek bizim bildiğimiz olaylar kadar gerçeğiz aslında bu hayatta ve hikayemiz, kendimize itiraf edebildiklerimiz kadar güçlü bir yer tutacak bizden sonra da bu dünyada.

En çok eleştirenlerin en çok eleştirilenler olduğunu unutmadığımız sürece doğruda kalacağız ve karşılıksız verebildiğimiz kadar kazanacağız bu yolculukta.

Sevgiyi, güveni, olanı olduğu gibi kabul etmeyi, ben seni her halinle severimleri, benim yanımda her hatayı özgürce yapabilirsinleri kabul ettiğimiz kadar sonsuz ve sınırsız yaşayacağız bu yaşamı.

Ve bunların hepsi derin mesele.

Ama artık hayatın ivmesini, zamanla bizi dönüştürdüğü kimseyi, merakların bizi ne denli yolculuklara çıkarabilmiş olduğunu görmek zorundayız.Buna fevkalade ihtiyacımız var çünkü aslında başımıza ne geldiyse bu yüzden geldi, ertelemekten geldi. Her şeyi erteledik, şimdi değil sonra dedik ve şimdi de ertelenen olma sırası bize geldi. Gardiyanı da mahkumu da kendimiz olan sıkışık, karanlık bir hücrenin yaratıcısının da ceza veren yargıcının da biz olduğunu unuttuk gitti. Zamanın geçmekte, hayatımızın bitmekte olduğundan ise bihaberiz şimdi.

Çünkü inandığımız ve düşündüğümüz şeyler ile yaşadığımız şeyler birbirini tutsun isterken çok vakit kaybettik hayatta. Hala da ediyoruz. Kalp ile zihin arasında kaldıkça, içi, dışı birbirine uydurmaya çalıştıkça daha çok kalp kırdığımızı fark ediyoruz. En başta da kendi kalbimizi.........

© CNN Türk


Get it on Google Play