menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anneliğe dair bir kaç şey...

17 0
15.05.2026

Ben bu yıl 2'nci anneler günümü kutluyorum ve bir kaç gündür de bu konuda ne hissediyorum diye boş buldukça kendimi dürtüyorum. Ne kadar mutluyum, heyecanlı mıyım, biraz melankolik miyim yoksa tam cevap veremeyeceğim bir karmaşıklık içinde miyim anlamaya çalışıyorum.

Birincisi her annenin deneyimi farklı, bu nedenle bir çok farklı tip anne var, ben hangisiyim önce ondan biraz bahsedeyim.

Ben çok genç bir yaşta evlenip anne olma deneyimini yaşamadım. Üniversite sonrası bir anda iş dünyasına girince insan hayatı öylesine yoğun yaşamaya başlıyor ki, evlenip çocuk doğurmak o yaşlarda insanın aklına bile gelmiyor. Önce iş hayatının kariyerinin peşinden gitmek istiyor.

Şimdi yeni baştan düşününce, ben bu konuda şanslıydım, çünkü bana güvenen ve de inanan bir ana babaya sahiptim. Dolayısıyla üniversite sonrası çıkıp geldim İstanbul'a. Gitmeli miyim diye de o günlerde hiç sorgulamadım kendimi, başka bir yol yoktu, o kadar emindim bundan.

Buraya ilk geldiğim günleri hatırlıyorum. İstanbul doğduğum büyüdüğüm şehir olan Ankara'dan çok daha farklı, yepyeni bir şehirdi. Masa başında önemli ve de güzel bir işim vardı. Kendi başıma bir evi yönetmesini, para kazanmasını o günlerde öğrendim. Henüz daha 20'lerimin başındaydım. O günler buradan bakınca epey aydınlık, güneşli ve de apaçık günler gibi geliyor şimdi.

Gençlik zamanı, genelde böyle geçer derlerdi de inanmazdım, haklılarmış. Bugüne nasıl geldim bazen düşününce hala anlayamıyorum, sihir gibi bir şey bu diyor, rahatım kaçar diye fazla da üstelemiyorum.

Dediğim gibi annelik konusunda o günlerde çok daha farklı düşünüyordum, hep ileride bir gün diyordum. Sonra o ilerideki muazzam güne 2 yıl evvel bugünlerde rastladım.

İstanbul'da geçirdiği 17 yılın 11 küsur yılında kurumsal bir dünyada, sabah git akşam gel bir işte yer almış eski bir beyaz yakalı olarak annelik mevzusu tabi ki de başlarda farklıydı. Konuya bir proje gibi yaklaşmıştım. Kurumsal dünyadan öğrendiğim oydu. Hedeflerim vardı. Kesin yapmam gereken ve de yapmak istediğim şeyler. Yani son derece hazırdım sürece. Daha doğrusu hazır olduğumu düşünüyordum. Üzerine okumuş, notlar almış, röportajlar izlemiş ve de doğumdan bebek bakımına kadar tüm planımı yapmıştım. Ancak işlerin benim planladığım gibi olmadığını zaman içinde anladım.

Nasıl bir tip anneyim, şimdi anlatayım.

Ben, 39 yaşında normal doğum yaparak anne olan, 2 aylık bebeği kucağında 40. yaşının pastasını kesen bir anneyim. Bebeğinin hiçbir anını kaçırmak istemediği için onun her şeyi ile kendi ilgilenmeyi seçerek, dadı, bakıcı, yardımcı gibi destek kuvvetleri iteklemiş bir anneyim. Bebeğini emzirmek isteyen, ona o güne kadar hayatın öğrettiği her ne var ise ilk andan itibaren aktarmak isteyen bir anneyim. "Eğer ben bakmayacaksam, şu an ona zaman ayıramayacaksam, o zaman neden bu yaşta bunca yaşanmışlığın ardından doğurdum?" diyen bir anneyim. "Ben yine de yapmak istediğimi yaparım, yapamıyorsam da o an yapmamam gerekiyor demek ki.." diyen bir anneyim. Ailesi farklı bir şehirde yaşadığı için yılın belli zamanlarında ailesi ile vakit geçirebilen, dolayısıyla her istediği an bebeğini ailesine bırakıp bir yere gidemeyen bir anneyim. 2 yıl boyunca her akşam bebeğini kendi uyutmuş, çoğu zaman da yorgunluktan bebeği ile beraber erkenden uyuyakalmış, bebeğinin dünyadaki ilk gününden itibaren onun yanında kalmayı seçmiş bir anneyim.

Bu nedenle geçtiğimiz 2 yıl boyunca doğal olarak tüm önceliklerim değişti ve bu süreçte maruz kaldığım her şey de beni bir daha geri dönülemez biçimde değiştirdi.

Baştan şunu söyleyeyim. Daha........

© CNN Türk