Küresel Güney’de ileri teknolojinin gerçek sınavı

Tesla, BYD, Boston Dynamics ya da ABB gibi şirketler bugün insanlık tarihinin en gelişmiş teknolojilerini üretip gündelik hayatımıza entegre ediyor. Elektrikli araçlar, otonom sistemler, robotik üretim hatları ve yapay zekâ tabanlı otomasyonlar, ABD, Almanya veya Çin gibi merkezlerde yüksek performansla çalışıyor.

Ancak aynı teknoloji ürünleri küresel güney ülkelerine ulaştığında tablo dramatik biçimde değişiyor. Teknolojik kapasite ile operasyonel gerçeklik arasında derin bir uçurum ortaya çıkıyor.

Sorun teknolojinin kendisinde değil, onu destekleyen ekosistemde. Bir teknoloji ürününün gerçek performansını belirleyen; elektrik şebekesinin istikrarı ve kalitesi, veri altyapısının hızı ve güvenilirliği, yazılım güncellemelerinin sürekliliği, sensör kalibrasyonunun hassasiyeti, yedek parça lojistiğinin etkinliği, yerel iş gücünün yetkinliği gibi görünmeyen katmanlar var.

ABD’de Tesla yalnızca bir otomobil değil, devasa bir dijital ve fiziksel altyapı ağına bağlı entegre bir sistem bileşeni. Türkiye’de veya Afrika’da ise aynı araç çoğu zaman bu ekosistemden kısmen veya tamamen kopuk çalışmak zorunda kalıyor.

Bu nedenle asıl mesele “ürün satmak” değil, teknolojiyi bir ülkenin gerçeklerine adapte etmektir. Bu fark, performans kayıplarından sistem arızalarına, verimsiz kullanımdan yüksek işletme maliyetlerine kadar geniş bir sorun yelpazesi yaratıyor.

Son on yılda sessiz ama stratejik bir sektör ortaya çıktı. İleri teknolojileri gelişmekte olan ülkelerin altyapısına, iş gücüne ve regülasyonlarına uyarlayan entegratör şirketler.

Bu şirketler fabrika, liman, tarım sahası veya şehir ölçeğinde çalışıyor. Sadece robot kurmuyorlar; o robotun çalışabileceği elektrik sistemini, yazılım arayüzünü, bakım zincirini ve eğitim programını da kuruyorlar.

Bu alan, günümüzün en değerli ama en az konuşulan pazarlarından biri haline geliyor. Kimler bu boşluğu dolduruyor?

Siemens, ABB ve Rockwell gibi “görünmez devler”, Tesla veya BYD kadar manşetlere çıkmıyor ama küresel teknolojinin asıl omurgasını oluşturuyorlar.

Siemens ve ABB bugün Türkiye’den Güney Afrika’ya, Hindistan’dan Endonezya’ya kadar yüzlerce fabrikayı dijitalleştiriyor. Bir Alman otomasyon sistemini alıp, yerel elektrik altyapısına, iş gücü becerilerine ve regülasyonlara uyarlayarak çalışır hale getiriyorlar.

Örneğin çelik üreticisi Kardemir için dijital enerji yönetimi ve........

© CGTN Türk