Özgür dünyada sırada kim var?
ABD’nin 1945’ten beri en çok kullandığı; hatta istismar ettiği özgür dünya kavramı Trump’ın 3 ocak Venezüella operasyonuyla artık farklı anlamlara kavuştu. 3 Ocak bir milattır. Özgür dünya yerini dilediğini yapma hakkına sahip özgür Amerika’ya bırakmıştır. Şimdi tüm dünya ABD’nin özgürlüğü ve refahı için çalışacak. 3 Ocakta narko-terörizm için Maduro kaçırıldı. Şimdi de Trump, ABD’nin güvenliği için gerekli olarak gördüğü Grönland’a göz dikmiş durumda. Uluslararası toplum sessiz! Kimse ne diyeceğini bilemiyor. Hukukun üstünlüğünü, demokrasi ve insan haklarını şiar edinmiş ve neredeyse bir asırdan beri savunan, BM’nin mimarı ABD, artık bir tiranlığa doğru evrim geçirmeye başladı.
Trump, kurallara dayalı Uluslararası düzen için cehennemin kapılarını açtı. Gazze ile başlayan uluslararası hukukun ve BM’nin katledilmesi süreci kendisini Venezüella’da gösterdi ve dünya egemen ve bağımsız bir devletin diplomatik dokunulmazlığa sahip olan devlet başkanının yaka paça yatağından eşiyle birlikte ABD’ye kaçırılmasına şahit oldu.
ABD, bu operasyonu bir askeri operasyon değil kolluk kuvvetlerinin bir suçluyu yargı önüne getirme operasyonu olarak açıkladı. Gerçekte ise Venezüella günlerdir Amerikan ordusunun kuşatması altındaydı ve Maduro’nun kaçırılması açıkça uluslararası hukuku ihlal etmiştir. BM antlaşmasının 2/4 maddesi egemen ve bağımsız bir ülkeye gerekçesizi saldırıyı yasaklar. Bir başka deyişle BM kararı olmadan, ya da meşru müdafaa veya savaş hali olmadan tek taraflı oldu bittiye dayalı bir müdahale hem uluslararası hukuka hem de teamüllere aykırıdır.
Trump, sadece uluslararası hukuku çiğnemedi aynı zamanda Amerikan anayasasını da ihla etti. Kongre’nin yetkisini gasp ettiği gibi BM antlaşmasının yasakladığı bir fiili işlemekle iç hukukta da suç işlemiş oldu. Şimdi Kongre........
