We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Pandemi Olmasa Güzel Hayat Aslında

4 0 0
20.07.2021

Geçenlerde birisi bir yazıma “Seni okumak bana iyi gelmiyor” diye yazmıştı; işin enteresan kısmı, yazımı okuduktan sonra yazmıştı bunu, keşke okumasaydı. Çok depresif yazıyormuşum. Aslında ben yazılarımı başkalarına iyi gelmesi için yazmıyorum, kendim iyi hissetmek için yazıyorum, ne mutlu bana ki başkalarına da iyi geldiği oluyor ama işte bazen gelmediği de oluyor, bu da öyle bir yazı olabilir, yani şimdiden özür dilerim kendi blogumda yazdığım bir yazıdan dolayı verebileceğim herhangi bir rahatsızlık için…

Bu ara sosyal medyayı çok yakından takip etmemeye çalışıyorum. Pek kolay olmuyor. En son edebiyat dünyasındaki taciz olaylarında birçok insan gibi -daha doğrusu geçmişinde taciz olan birçok kadın gibi, yani kadınların hemen hepsi gibi- ben de çok tetiklenmiştim. Baktım çok öfkeleniyorum, bir akşam Twitter’ı sildim telefonumdan. Elim değmişken Instagram’ı da sildim, hiç olmazsa bu vesileyle kitabımı bitireyim diye, sonra baktım çok uzun sürecek kitabımı bitirmek, saçma oldu yani bu, geri geldim Instagram dünyasına.

Sonunda Social Dilemma’yı seyrettik Doğan’la. Bilmediğim bir şey söylemiyordu film ama bildiklerimi doğrulamak adına iyi oldu. Onu seyrettikten sonra sosyal medya hesaplarını kapatan insanlar var, ben onlardan biri olmadım. Zaten yatarken telefonumu kapatıyorum, uzun zamandır telefonumu gece odaya almıyorum, bildirimlerim falan da kapalı, yine de kalkmış iPhone bana diyor ki ‘Geçen hafta günde ortalama 3 saat 35 dakika sosyal medyada geçirdin.’ Deli misin kardeşim sen, ya da daha doğru bir ifadeyle deli miyim ben ne yapıyorum bunca saat yok artık yuh çüş!

İşte bundan arta kalan zamanlarda (!), ev, çocuklar, gelecek kaygısı, n’olacak bu memleketin hali, okullar açılacak mı, bari Derya’yı mı başlatsak falan diye oturup düşünmekten, yakın çevremizdeki korona haberlerine endişelenmekten, yakın çevremizdeki başka sağlık haberlerine endişelenmekten arta kalan zamanlarımda kitabıma oturuyorum. Takdir edersiniz ki bu arta kalan zamanlar bayağı az.

Neyse, asıl diyeceğim şu ki, bu okul meselesi benim çok canımı sıkıyor. Birincisi, okulların kapalı olması ve online olması çok canımı sıkıyor. Kapalı olması çok kötü çünkü artık gerçekten çok bunaldık. Yani fenalık geçirme ölçüsünde bunaldık. Hepimiz. Bunu sadece çocuklardan bıktık anlamında söylemiyorum. Çocuklar da bizden bıktı. Çocuklar yetişkinlerden, yetişkinler çocuklardan, yetişkinler yetişkinlerden, çocuklar çocuklardan, yani tüm olasılıklar, tüm permütasyon ve kombinasyonlar tükendi, bir korona illeti tükenmedi allah kahretsin.

Çocuklarla Groundhog Day’i izledik geçenlerde. Yıllar önce, valla belki de çocuklardan önce izlemiştik, hatırlamıyorum. Şu Bill Murray’in zamanda takılıp kaldığı ve her sabah aynı güne uyandığı film hani. ‘Bugün Aslında Dündü’ diye çevrilmiş Türkçeye. Neyse işte, dedim ki çocuklara, “Bakın size tam da bizim yaşadığımız günlerle ilgili bir film seyrettiricem.” Seyrederken “Ne alâka?” dediler. Ne alâkası varmış bizim yaşadıklarımızla. Meğer pandemiyle ilgili bir film zannetmişler. Neyse sonra dedim ki ne demek ne alâkası var? Biz de her sabah aynı güne uyanmıyor muyuz?

Aslında hem evet, hem........

© Blogcu Anne


Get it on Google Play