We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Oynatmaya Çok Var

6 0 1
03.08.2021

Bayram tatilleri benim için çoğu zaman “Yapmam Gerekenler ve Yapmak İstediklerim” adlı buzdağının görünen ucuna, hayatın geri kalanındaki günlere oranla daha özgür bir şekilde dokunabilmek anlamına geliyor. Kocam beyin işlerinin zorunlu bir duraksamaya girdiği bu günlerde ben normal zamanda yapmaya vakit ayıramadığım şeylere nispeten daha geniş vakit ayırabiliyorum.

Nispeten diyorum, çünkü bu günler aynı zamanda ailecek vakit geçirebildiğimiz, herhangi bir programa tabi olmadan siftinebildiğimiz, sülale boyu (pandeminin müsaade ettiği kadarıyla) bir araya gelebildiğimiz bir zaman dilimi oluyor. Dolayısıyla kendi “öz işlerime” ayırdığım zamanlar, bu tür sosyalleşmelerden arta kalanlardan oluşuyor. Buna da şükür, hı hı.

Şu son üç dört günü irili ufaklı ailevi krizler, yakın çevremizdeki sağlık sorunları, birden karşımıza çıkan küçük ama istediğimiz gibi bahçeli bir evle yakınlaşma çabaları dışında, okuyarak ve yazarak geçirmeye çalıştım. Bu okuma ve yazma çabalarının içinde uzatmalı kitabımı geliştirmeye yönelik içerikler kadar, içinde bulunduğumuz ve hâlâ gerçekliğine inanmakta zorlandığım pandemi sürecine dair durum analizleri, geleceğe yönelik tahmin, plan ve yorumlar da vardı.

Mart ayından bu yana dünyayı esir alan bu salgın sürecinin cinsiyet eşitsizliğini nasıl belirginleştirdiğine, kadınların halihazırda maruz kaldığı haksızlık ve psikolojik/fiziksel şiddeti nasıl arttırdığına, kapitalist düzenin sakatlıklarını nasıl ayyuka çıkardığına, eğitim sisteminin bozukluğunu nasıl gözler önüne serdiğine, çocukları nasıl ekran zombisi haline getirdiğine…dair onlarca makale okudum, anlattım, özetini çıkardım. Yetmedi, okuması için sevgilim beye de gönderdim çünkü bu işte beraberiz, öyle değil mi? O da okursa, çok okursak, bu konuda dünyada yazılmış bütün yazıları okur, bütün bakış açılarını toparlar, bütün yorumlardan haberdar olursak, tıpkı iyi bir çocuk olursak belki bir gün Şirinler’i görebileceğimiz gibi, bundan dört hafta sonra açılacağı söylenen okullara çocuklarımızı başlatıp başlatmamamız gerektiğine karar verebiliriz belki.

Hem de en doğru kararı veririz, öyle değil mi? Biz bu çocukların ebeveynleriyiz neticede. En iyi biz biliriz, bilmeliyiz. Ebeveynlik bunu gerektirmiyor mu?

Hiç de bile gerektirmiyor. Aslına bakarsan, ebeveynlik, hele de pandemi sürecinde ebeveynlik, çok şey bilmen gerektiğini düşündürtmekle birlikte ne kadar az şey bildiğini, daha doğrusu ne kadar az şeyi kontrol edebileceğini fark etmeyi gerektiriyor. Bunu bir kabul etsek rahatlayacağız da ben kendi adıma henüz oraya gelemedim. İki ileri bir geri gidiyorum şimdilik.

Hiçbir bok bilmiyoruz, bilmemiz de mümkün değil. Bugün biliyoruz dediğimiz her şey yarın yeni bir bilinmezlik olarak karşımıza çıkıyor. Birinin A dediğine diğeri B diyor. Birisi “Hollanda’da okullar açılmış, çocuklar arasındaki vakalarda ciddi bir artış olmamış” diye bir makale gönderirken NY Times........

© Blogcu Anne


Get it on Google Play