Devlet Dersleri
Devlet dersi, hiç biter mi!
Kaç zamandır, günlük siyasal dilde devlet dersi işliyoruz. Popüler devlet mefhumlarımız birikiyor: “Nerede bu devlet?” – Derin devlet - Devletin Bekası – Devlet Aklı.
“Nerde bu devlet?!” - ‘90’ların velveleli televizyon haberciliğinin simge şahsiyetlerinden Reha Muhtar, bu “söylemiyle” anılıyor. Onun imdat dileme ve göreve çağırma mantrası olarak haykırdığı bu söz, 1999 büyük Marmara depreminden başlayarak hakiki bir feryada ve acı gerçeğe dönüştü. Felâketler, âfetler karşısında vatandaşların devletle imtihanı budur: Nerede bu devlet?[1]
Neoliberal çağda birçok kamusal işlevin terk edilmesinin feryadı, bu. “Nerede bu devlet?”teki devlet, yani eksik sosyal devlet.
1990’ların sonlarından itibaren, “derin devlet” meşhur oldu. Devletin icap ederse gayrı nizamî operasyonlar düzenleyebileceği, “rutin dışına çıkabileceği” fikri… Kurumsal “resmî” devletin ötesinde, hükümetlerin ötesinde, gizli ve denetlenemez, akıl sır ermez bir yüksek komuta merkezinin varolduğu fikri… Bir nevi, ekstra devlet, fazla devlet.[2]
Derin devletin meşruiyeti, devletin bekası fikrine dayanıyordu ki o zaten hep meşhurdu. Devletin mevcudiyetinin, bütün öncelikleri bertaraf eden aslî öncelik olması. Son yıllarda kimi milliyetçi-muhafazakâr âlimlerin canlandırdığı deyimle: fenâfiddevle – devlette erimek, devletle hemhal olmak... "Şeyhülmuharrirîn" Ahmet Kabaklı’nın ta ne zaman yazdığı gibi: “İnsan ölecek ki devlet yaşasın… Sen öleceksin, devlet yaşayacak. Şehit olacaksın, çalışacaksın, canlar bağışlayacaksın.”[3] Mutlak devlet, mutlaklık olarak devlet.
Askerî müdahalelerde de, olağanüstü hal rejiminin süreklileşmesinde de, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişte de, gerekçe devletin bekasıydı.
Son birkaç yıldır, en revaç gören devlet mefhumu, Devlet Aklı’dır. Hem derin devletin metafiziğini yansıtıyor; onun rasyonelliğe iliklenmiş halidir – akıl deniyor ya! Devletin bekasıyla doğrudan alâkalıdır - onun teminatı sayılıyor.
Devletin bekası, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakını sıfatıyla dinlediğimiz Bülent Kuşoğlu’nun dilinde birinci önceliktir: “Belki önümüzdeki 10- 20 yılda devletlerin çoğu yok olacak. Türkiye Cumhuriyeti'nin, Atatürk Cumhuriyeti'nin yaşaması lazım.”[4] Muhalefeti butlanlaştırma, CHP’yi ehlileştirme harekâtının meşruiyetinin de, devletin bekası düsturuyla temellendirildiğini anlıyoruz.
Haklı olarak çok atıfta bulunulan, dikkatle okunması gereken bu önemli mülakatta Kuşoğlu, özellikle Devlet Aklı’nı işliyor.
Onun devlet aklının hikmetine........
