Yetimler İttifakı Mavi Peri’ye Karşı
Mavi Peri’nin Pinokyo’nun arzusunu gerçekleştirip onu tahta bir kukladan gerçek bir çocuğa dönüştürmesinden çok uzun bir zaman sonra 22. yüzyılın ortalarında her gece annesinden Pinokyo masalını dinleyecek android bir çocuk da etten kemikten gerçek bir çocuk olabilmek için günün birinde Mavi Peri’yle karşılaşabilmenin hayalini kuracaktır.
Çocuğun adı David’dir, on bir yaşındadır ve Cybertronics şirketi kurucusu Profesör Hobby tarafından insani duyguları özümseyen mecha olarak sevimli bir oğlan çocuğuna[1] benzetilip insanların duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için üretilmiştir. Ama David android bir çocuk olmayı kabul etmeyecek, annesi tarafından sevilebilmek için o da Pinokyo gibi etten kemikten göz yaşından yapılmış bir çocuk olmaya çalışacaktır. Mavi Peri’yi bulursa imkânsız gibi gözüken bu arzu hemen gerçekleşecektir çünkü masal öyle söylemiştir.
David’e her gece annesi Monica’dan dinlediği Pinokyo masalının yaldızlarını biraz kazıdıktan sonra tekrar geri döneceğiz.
İtalyan yazar Collodi tarafından yazılıp 1881’de tefrika edilmeye[2] başladığı günden bugüne dek çocuklar tarafından büyük bir tutkuyla sevilip kabul gören Pinokyo maceralarının altında şüphesiz masalın mutlu gözüken sonu yatar; Mavi Peri, Pinokyo çalışkan ve itaatkâr bir çocuk olduğunu ispatladığı günün gecesinde onu hep olmak istediği gibi gerçek bir çocuk yapar. Uyandığında düşünde gördüğü şey gerçek mi diye koşup aynaya bakar; “Başka birisiydi sanki aynada gördüğü. Tahta kuklanın görüntüsü değildi bu, kahverengi saçlı, mavi gözlü, neşeli, bayram sevinci içinde, güzel bir çocuğun zeki ve canlı görüntüsüydü.”[3]
Masal, Mavi Peri’nin değneği ile gerçekleşen bu mucizevi dönüşümün sevinciyle biter.
Bu ontolojik sıçrama için Pinokyo’nun ödediği bedeli ufkumuza serdiğimizde yolumuz kaçınılmaz olarak Mavi Peri’nin iyiliği, şefkati ve gerçekleştirdiği mucize hakkında yeniden düşünmemizi gerektirecek tekinsiz bir güzergâha doğru açılacaktır. Bu epeyce dikenli yolda ip uçlarını gözden kaçırmamaya dikkat ederek ilerlemeye başladığımızda içten içe Pinokyo ile birlikte yaşadığımız bayram sevincinin yavaş yavaş bir keder duygusuna dönüşeceğini hissederiz.
Masalın tali yolları içinde ışıksız dolaşamayacağımız kadar karanlıktır çünkü Pinokyo’nun dönüşümü kaybettiği özgürlüğün ve emek sömürüsünün üzerinde yükselir.
Pinokyo’nun gerçek bir çocuğa dönüşmeden önceki çalışma koşulları bir yetişkinin çalışma koşullarından bile daha ağırdır. Collodi bu çalışma koşullarından şöyle bahseder; “Böylece tam beş ay, her sabah tan atmadan kalkıp çıkrığı çevirmeye gitti… Bununla da yetinmedi. Sazdan seleler, sepetler örmeyi öğrenmişti; bu işlerden kazandığı parayla günlük harcamalarını karşılıyor… akşamları boş vakitlerinde de okumaya yazmaya çalışıyordu…”
Pinokyo’nun çalışkanlığı ve fedakarlığı gerçek bir çocuğa dönüştüğü sabahın gecesinde zirveye çıkar; “Pinokyo o akşam ona kadar oturacağına saat gece yarısını çalana kadar oturdu ve sekiz saz sepet yerine on altı sepet ördü.”[4]
Peki Pinokyo’nun küçük bir çocuk olarak “günlük ihtiyaçlarını karşılamak”[5] için yaptığı sepet örücülüğü nasıl bir emek sömürüsü üzerinde yükseliyordu?
Bu sorunun cevabını Marx Kapital’de bize ayrıntılarıyla verir:
“1861 yılında hasır örgü ve hasır şapka yapımı işlerinde çalışan 48.043 kişinin 7000’ni çocuktu. Çocuklar hasır örücülüğü okullarında (straw plait schools) 4 yaşında, bazen de 3-4 yaş arası başlarlardı. Şüphesiz herhangi bir eğitim görmeleri söz konusu değildi. … Bu sözüm ona okullarda geçirilen saatlerden sonra analar çocuklarını evde gece 10,11,12’ye kadar çalıştırır, hasır, çocukların parmaklarını ve onu ıslatmak için kullandıkları ağızlarını keserdi… Hasır örgü okullarındaki çocukların azamî ücretleri pek ender durumlarda üç şilini bulurdu. Çocukların 12 veya 14 yaşlarına kadar yaşama zevki diye tattıkları şey budur. Yoksul, yarı aç yarı tok ana ve babaların düşündükleri tek şey, çocuklarından mümkün olduğu kadar fazla yararlanmaktır. Yaşları büyüyünce, çocuklar ana ve babalarına doğal olarak on paralık ilgi göstermezler ve onları terk ederler.”[6]
“1861 yılında hasır örgü ve hasır şapka yapımı işlerinde çalışan 48.043 kişinin 7000’ni çocuktu. Çocuklar hasır örücülüğü okullarında (straw plait schools) 4 yaşında, bazen de 3-4 yaş arası başlarlardı. Şüphesiz herhangi bir eğitim görmeleri söz konusu değildi. … Bu sözüm ona okullarda geçirilen saatlerden sonra analar çocuklarını evde gece 10,11,12’ye kadar çalıştırır, hasır, çocukların parmaklarını ve onu ıslatmak için kullandıkları ağızlarını keserdi… Hasır örgü okullarındaki çocukların azamî ücretleri pek ender durumlarda üç şilini bulurdu.
Çocukların 12 veya 14 yaşlarına kadar yaşama zevki diye tattıkları şey budur. Yoksul, yarı aç yarı tok ana ve babaların düşündükleri tek şey, çocuklarından mümkün olduğu kadar fazla yararlanmaktır. Yaşları büyüyünce, çocuklar ana ve babalarına doğal olarak on paralık ilgi göstermezler ve onları terk ederler.”[6]
Marx’ın İngiltere örneğinde önümüze serdiği çalışma koşullarının masalın yazılmaya başladığı 1881 tarihinde İtalya’da da geçerli olduğunu Pinokyo’nun çalışma sürelerine bakarak tahmin etmek güç değildir. Collodi bize Pinokyo’nun tan ağarmadan başlayan ve gece yarısına kadar süren bir çalışma temposunun içinde olduğunu söyler. Tahminen 16-18 saate tekabül eden ve hemen hepsi bedenen olan bu çalışmanın gerçekliğine dair masalda ve Kapital’de önümüze sürülen veriler tüylerimizi diken diken etmeye yetecek kadar detaylıdır.
Masalda Pinokyo’nun ne kadar çalışkan olduğuna dair övgüyle sunulan bu emek sömürüsünün karşılığında Mavi Peri’den aldığı ödül, eğer ödül olarak kabul edilebilirse “bütün öteki çocuklar gibi........
