Perte Çıkmış Bir Yılın Yılbaşı: Pax Tatlı(ses)
Sürekli üzerimize doğru göçen, memleket ve dünya gündemi hızla bir hafriyata dönüşüyor, pek çok şey bu hafriyatın cürufunun altında kalıyor. Venezuella, İran, Suriye ile açılan yeni yıl sahnesi ve balya balya adliyeye taşınan ünlüler, gündemin zirvesini bırakmıyor. Öte yandan, havuz medyasının erot-assub yıbaşı programları bilhassa İbo Show’un yılbaşı programı, en azından CEHAPE zihniyetinin Ar Kolları tarafından Erzurum’da opera kisvesiyle müsamere edilen ve Erzurum’a Arz-ı Rum zamanları da dahil en büyük mezalimi yaşatan gece kadar dikkati şayan bir gece. Üstelik tasallutun sathı, Arz-ı Rum’da bir müsamere salonu değil, Türkiye’de ve dünyada ekranın olduğu her mekân. Bu bakımdan üzerine geç de olsa biraz konuşmamız lazım.
(1) 90’lar ve AKP’nin Kültürel Hegemonyasının İlksel Birikimi
Programda, İbrahim Tatlı(ses), Bülent Ersoy, Cengiz Kurtoğlu, Yıldız Tilbe ve (Onur) Asena (Çakmak)’ı[1] izledik ama neden onları izledik, onları nasıl izledik ve bu gösterinin göndermesi ne olabilir?
Önce biraz arka plan konuşalım.
Aslında bu izlediğimiz şey bir sermaye konsorsiyumu ve bu konsorsiyumun AKP’nin bir türlü çözemediği kültürel hegemonya meselesine 90’lar bakiyesi ile sunduğu katkı. Örneğin, İbrahim Tatlı(ses)’in 90’lardan beri İDOBAY isimli bir yapım şirketi var;[2] Bülent Ersoy’un 2007’den beri… Ama onlar eskiden beri başka yapımcılarla çalışırlar. Programın iki ağır topu İbrahim Tatlı(ses) ve Bülent Ersoy, yapım ve organizasyon işlerinde Polat Yağcı’nın sahibi olduğu, POLL Production ile çalışıyorlar. Şafak Sezer ve Cengiz Kurtoğlu da (duyanlara duymayanlara) POLL Production’a kayıtlı şarkıcı/oyunculardan. Ayrıca Polat Yağcı/POLL Production İbo Show’un da yapımcısı.
Poll Production’ın sahibi Polat Yağcı, AKP’nin çok dertlendiği kültür endüstrisinin uçbeylerinden birisi yani. Geçtiğimiz yıllarda dünyanın en büyük müzik dijital dağıtımcılarından birisi olan Orchard ile önemli bir anlaşma imzaladı ve konvansiyonel medyadaki gatekeeper (bunu Türkçeye subaşı diye çevirelim) pozisyonunu dijital alana da taşıdı ve Türkiye’nin yoğun gündeminde cılız bir şekilde bile duyulmadı. Oysa bu Türkiye müzik piyasası için en azından Spotify’ın kurulması kadar önemli bir mesele.
Bülent Ersoy’un eski menajeri Fevzi Siverek[3]’i ise, Muhammed Yakut’un ve SİSİ’nin ifşaatlarından tanıyoruz. Belki de bunlardan dolayı, Ersoy’un menajerliğini yakın zamanda Haluk Şahiner yapmaya başlamış. Ki Şahiner de, yılbaşından hemen sonra gözaltına alınıp bırakılan ünlülerden birisi. Haluk Şahiner bir dönem Yıldız Tilbe’nin de menajerliğini yapmış. Yıldız Tilbe’nin şimdiki menajeri Özgür Aras ise, yaptığı işi ‘İletişim Danışmanlığı’ olarak tanımlıyor. Pek çok ünlüyü iletken hale getirmenin yanı sıra işletmeciliği de var, işletmelerinden birisi Mübariz Mansimov’dan Mehmet Ağar ve arkadaşlarının yedd-i eminine teslim edilen Bodrum Yalıkavak Marina’da.
Bir şeyi daha eklemeden geçmemek gerekiyor. Bülent Ersoy uzunca bir süredir müzik ile hobi olarak ilgileniyor. Yaptığı programlar, jüri üyelikleri, türlü vesilelerle performe ettiği drag queen personası onun uzun süredir asıl işi haline gelmiş olan Vinç İşletmeciliği’nin PR çalışması. Kendisi, Türkiye’nin en büyük filosu olduğu söylenen 22 kule vinçten ve başka şantiye araçlarından oluşan bir araç parkıyla AKP’nin ağır sanayi hamlesine, elbette meşhur 5’li müteahhitler ile, büyük bir destek veriyor.
Geriye, İbrahim Tatlı(ses)’in fiziki durumunun müsaade edemediği 90’lar cıvıklığına dublaj yapan Şafak Sezer kalıyor. Bu rolü İbo’nun film diye izletilen dünyanın en uzun low cost kliplerinde (üstelik bunlar da VHS çekilmişti çoğunlukla) Osman Cavcı ve Aydemir Akbaş yaptı yıllarca. Sonra İbo Show’larda gene Aydemir Akbaş ve çok bilinmedik kimi isimler yaptı. Şimdi bu rolü, sosyal hayatının beyin ölümü, Gezi’nin Beşiktaş’ta kilitlendiği gece gerçekleşen Şafak Sezer oynuyor, ki Corpse Bride and Walkin’ Dead temalı bir yılbaşı partisi için harika bir tercih.
Belli ki, 90’lar nostaljik bir playlistten fazlası.
(2)........© Birikim
